Ülkemiz ‘Temiz Siyasete’ Nasıl Kavuşur?
Türk siyasetinde yıllardır hangi partiden ve hangi ideolojiden olursa olsun ben duyduğumuz bir söz vardır: “Liyakatli ve ahlaklı temiz siyaset”
Ancak özellikle de son günlerde ülkemizde yaşananlara baktığımızda bu sözlerin o kadar boş ve afaki kaldığını görüyoruz.
Ülkeyi yönetmeye talip olan kişiler öncelikle bir partiye üye olur ve daha sonra o partinin teşkilatlarında çeşitli görevleri üstlenerek merdivenin basamaklarını bir bir çıkarlar. Daha sonra Gençlik Kolları, İlçe Teşikatları, İl Teşkilatları ve partinin diğer organlarında görev alan kişiler aday adaylıkları ve adaylıklar ile siyasetin o hızlı rüzgarına kapılırlar.
Tabi bunun diğer bir versiyonu da vardır ki; onda da parti ile hiçbir alakası olmadan siyasete hiçbir şekilde ilişkiye girmeden ‘tepeden inme’ usulü ile siyasetçi olunabilir. Her iki yöntemde de ana unsur siyasete girmek ve ülke yönetiminde aktif olarak yer almaktır. Ancak vatandaş tarafından kendisine güvenilerek ‘vekalet’ verilen milletvekillerimiz veya belediye başkanlarımız, ülke yönetimine talip olurken ‘temiz, şeffaf, güvenilir bir siyaset’ yaparak her zaman halkın sorunlarına çareler arayacaklarını söz verirler. Vatandaşın güvenini kazanarak siyasete giren milletvekillerimiz veya belediye başkanlarımız maalesef çok kısa bir süre sonra verdikleri sözleri unutarak siyasetin ‘kirli ve çirkin girdabına’ kapılıveriyorlar.
KİRLİ VE ÇİRKİN SİYASET
İfade etmek istediğim ‘kirli ve çirkin siyasetten’ kastım şu şekilde anlatmak isterim: Sizi........
