ÇOCUKLUK ANILARIMDA 27 Mayıs DARBESİ
Çocukluğumun bir bölümü Nazilli’de geçti. Orta halli insanların yaşadığı mahallemizde herkes birbirini tanırdı. Mutluluklar mutsuzluklar birlikte yaşanır, herkes herkesin, hemen her derdini, her mutluluğunu bilirdi. Mahalle kocaman bir aile gibiydi. Kısa süren kış günleri dışında yaşamın çok önemli bir bölümü, sokakta ya da avluda geçerdi. Kış akşamlarında sık sık bir komşuda toplanılır; büyük oturma odasında -o evlerin salonu olmazdı- taze ve kuru meyveler yenir, sohbet edilir, büyükler ve çocuklar kendi aralarında çeşitli oyunlar oynardı. Hiç değişmeden sürüp gidiyormuş gibi görünen bu yaşam aslında, içten içe kıpır kıpırdı. Küçük ayrıntılar büyük çalkantılar yaratır, insanları günlerce meşgul ederdi. O kıpırtılardan birisi de radyoda okunan Vatan Cephesi listelerinde komşulardan birisinin, ölmüş babasının, annesinin, dedesinin ya da büyükannesinin adının geçmesiyle ortaya çıkardı. Günlerce konuşulurdu bu durum. Nedense, kadınlar ağlar, erkeklerin neşesi kaçar, suratlar asılırdı.
Olanları ve konuşulanları şaşkınlıkla izler ama hiçbir şey anlamazdım. “Vatan Cephesi nedir? Oraya katılmak ne demektir? Ölmüş insanlar Vatan Cephesi’ne nasıl katılıyorlar? Aileden birinin adı okununca, insanlar neden bozuluyorlar” gibi soruların yanıtlarını anlayabilmek benim yaşımda bir çocuk için olanaksızdı. Anlayamadığım başka şeyler de vardı: Bazı konular, alçak sesle konuşulurdu. Birisinin komünist ya da nurcu olduğu söylenirken, konuşanın sesi neredeyse fısıltı halini alırdı. Bu konular açıldığında, derin bir sessizlik olur, birisi hemen konuyu değiştirirdi.
Bir de özel sorunlarını bile paylaşmaktan kaçınmayan insanlar, bazı düşüncelerini birkaç komşunun yanında hiç konuşmazlardı. Bunları babama, anneme defalarca sormama karşın verdikleri yanıtları anlayamamıştım. İnsanların düşüncelerini söylemekten çekinmelerini çocuk aklım almıyordu.
*** O günlerde bir gün hava henüz aydınlanmışken komşumuzun radyosundan gelen gümbür gümbür marş sesiyle uyandım. Bazıları yeni radyo aldıklarında böyle görgüsüzlükler yapıyorlardı ama hiç kimse sabahın erken saatinde radyosunu böyle açmazdı. Bizim radyomuz olmadığı için annem komşudan gelen sese kulağını vermiş ne olup bittiğini anlamaya çalışıyordu.
Arada bir radyodaki marş kesiliyor ve bir erkek sesi duyuluyordu. Sesin ne anlattığını annem anlayamıyordu. Biz iki kardeş merakla anneme bakıyor, bir şeyler söylemesini bekliyorduk. Bu belirsizlikten sıkılan annem bir koşu, komşuya gidip dönünce, ilk kez duyduğum bir şey söyledi: “İHTİLAL OLMUŞ”! İhtilal de ne demekti? Annem anlatmaya çalıştı ama hiçbir şey anlamadım.
1960’da........
