menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BEŞİNCİ ŞIK

4 0
14.06.2026

“Ne oldu? Süre mi yetmedi?”

“Hayır… Bu kez süre değil. Ömrüm yetmedi.”

Bir sınavın ardından, salon kapılarında bekleyen ailelerine sarılan binlerce çocuğun dilinden dökülen ilk gayriresmi cümle buydu aslında. Kimisi Türkçenin o devasa sayfalarında kayboldu, kimisi matematiği yarım bıraktı, kimisi de son soruyu göremeden elinden kalemi bıraktı. Ama salondan çıkan o yorgun bedenlerde eksik kalan şey, optik formdaki boş soru sayısından çok daha fazlasıydı. Eksik kalan biraz nefesti, biraz umut, biraz da hoyratça çalınmış çocukluk…

Çünkü bu yıl öğrenciler bir sınava değil, adeta kelimelerden örülmüş, sonu görünmeyen uzun bir koridora girdiler. Koridorun duvarlarında devasa paragraflar, kapılarında çelişkiler, köşelerinde ise büyük belirsizlikler vardı. Eskiden sorular sadece bilgi isterdi, şimdi hayatın ta kendisini istiyor. Eskiden formül yeterdi, şimdi derin bir anlam ve analiz gücü gerekiyor.

Bir matematik sorusunun içine koca bir roman saklamışlardı sanki; bir Türkçe sorusunun kalbine fen bilimleri becerisi, sosyal bilgiler sorusunun içine ise ekonomi mantığı yerleştirilmişti. Çocuklardan yalnızca bilmeleri değil; disiplinler arasında mekik dokumaları, gördükleriyle görünmeyeni birleştirmeleri istendi. Bir kelimenin arkasındaki gizli niyeti, bir cümlenin içindeki mantık tuzağını, bir paragrafın sakladığı hakikati bulmaları beklendi. Üstelik bütün bu........

© Sonsöz