BAĞIMSIZLIĞIN VE VEFANIN CANLI ŞAHİTLERİ: GAZİLERİMİZ
Vefa bir güne sığar mı?
Bir savaşın bittiği gün, her şeyin sona erdiğini düşünürüz. Oysa bazı savaşlar silahlar sustuktan sonra da devam eder. Bir yaranın izinde, kaybedilen bir silah arkadaşının hatırasında, yarım kalan bir hayalin sessizliğinde…
Cephede kazanılan bir zafer, tarih kitaplarında birkaç sayfaya sığabilir. Fakat o zaferin bedelini taşıyan insanların hayatı, hiçbir kitaba sığmaz.
19 Eylül Gaziler Günü, bu nedenle yalnızca bir anma günü değildir. Bugün, bağımsızlığın hangi bedeller ödenerek kazanıldığını ve “vefa” dediğimiz kavramın yalnızca güzel sözlerden ibaret olup olmadığını yeniden düşünme günüdür.
Çoban Ateşi Platformu Gazi ve Şehit Aileleri Çalışma Masası Başkanı Sayın Erdal Güven ile gazilik, vatan, bağımsızlık, toplumsal hafıza ve vefa üzerine konuştuk. Sayın Güven, 1993 yılında Şırnak Bestler Dereler’de bir karakola düzenlenen terör saldırısında yaralanarak gazi oldu. Onun hikayesi, gaziliğin yalnızca geçmişte kalmış bir unvan olmadığını; vatan için ödenen bedelin, yıllar geçse de insanın hayatında ve toplumun hafızasında yaşamaya devam ettiğini gösteriyor.
Söyleşimizin merkezinde tek bir soru vardı. Bir millet, kendisi için bedel ödeyen insanlara gerçekten nasıl vefa gösterir?
“Erdal Bey, 19 Eylül’ü yalnızca bir takvim tarihi olmaktan çıkaran şey sizce nedir?”
Erdal Güven şöyle yanıtlıyor:
“19 Eylül’ü anlamak için önce gaziliğin ne ifade ettiğini anlamak gerekir.
Bir milletin hafızası yalnızca kazandığı savaşlarla oluşmaz. O savaşların bedelini hayatının geri kalanında taşıyan insanların hikayeleriyle de oluşur.
Cephede silahlar sustuğunda tarih kitapları zaferleri yazar. Ama insanın kendi hayatında taşıdığı mücadele orada bitmez.
Bir silah arkadaşınızı kaybettiyseniz onun hatırası sizinle yaşamaya devam eder. Ailenizden uzun süre ayrı kaldıysanız o yılların izini taşırsınız. Yaralandıysanız bedeniniz size yaşadıklarınızı her gün hatırlatır.
Bu nedenle bir gazinin hayatına yalnızca bugünden bakmamak gerekir. Onun bugün gördüğünüz insanın arkasında bir geçmiş, bir mücadele ve ödenmiş bir bedel vardır.
Gazilik benim için yalnızca bir unvan değildir. Bir milletin bağımsızlık iradesinin insan hayatında bıraktığı izdir.”
“19 Eylül 1921’in tarihimizde özel bir yeri var. Bu tarihin gazilik açısından taşıdığı anlam nedir?”
Erdal Güven bu soruya şu sözlerle karşılık veriyor:
“19 Eylül 1921’de, Sakarya Meydan Muharebesi’nin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Mustafa Kemal Paşa’ya Mareşal rütbesi ve Gazi unvanı verildi.
Bu karar, Milli Mücadele’nin ve millet iradesinin verdiği mücadelenin tarihimizdeki önemli karşılıklarından biridir.
Ama gaziliği yalnızca tarihi bir unvan olarak görmemek gerekir. Gazilik; cesaret, fedakarlık ve sorumluluk demektir.
Bazen insanın bedeninde taşıdığı bir izdir. Bazen hayatının geri kalanında unutamadığı bir........
