Siyasette En Asgari Hayatlar
Siyasetin en görünür yüzü liderlerdir. Meydanlarda konuşanlar, televizyon ekranlarında tartışanlar, seçim gecesi kürsüye çıkanlar… Oysa siyasetin asıl yükünü omuzlayanlar onların arkasındaki görünmez insanlardır. Ne adları manşetlere çıkar ne de fotoğrafları afişlere basılır. Ama bir partiyi ayakta tutan da, halkla bağını kuran da onlardır.
Bir siyasi parti, sadece programıyla ya da lideriyle iktidara yürümez. İktidar yolu; mahallede cenazeye giden, düğünde el sıkan, köy kahvesinde saatlerce insanları dinleyen, hastane koridorlarında geçmiş olsun ziyaretinde bulunan, yağmur çamur demeden kapı kapı dolaşan parti emekçilerinin ayak izleriyle döşenir. Halk, kendisini sadece seçimden seçime hatırlayanları değil, hayatın her anında yanında duranları hafızasına yazar.
İşte o insanlar, siyasetin asgari hayatlarını yaşayan insanlardır.
Onlar önce kendilerinden vazgeçer. Sonra ailelerinden… Çocuklarının büyüdüğünü çoğu zaman uzaktan izlerler. Eşleriyle ertelenmiş bir akşam yemeği, dostlarla yapılamayan bir sohbet, gidilemeyen bir tatil, okunamayan bir kitap… Zamanla bunların hepsi hayatın sıradan kayıplarına dönüşür. Kendi hayatlarını asgariye indirirken, ülkenin geleceğini büyütmeye çalışırlar.
Çünkü siyaset, onlar için bir makam yolculuğu değil, bir umut yolculuğudur.
Bir parti kadrosu bir günde yetişmez. İnsanların güvenini kazanmak yıllar ister. Aynı sokaklardan defalarca geçmek, aynı insanlara defalarca selam vermek, en zor günlerde bile partinin bayrağını taşımaya devam etmek gerekir. Bu yüzden parti kadroları sadece isimlerden oluşmaz; onlar yılların emeğini, hafızasını ve fedakârlığını temsil eder. Tam da bu........
