SORULAMAYAN SORULAR?
Sorular ve sorunlar çoğu zaman insanın zihninde yankılanan ama dudaklarından dışarı çıkamayan cümlelerdir. Bunlar yalnızca merakın değil; korkunun, çekingenliğin, endişenin ve toplumun görünmez kurallarının da ürünüdür. İnsan bazen en basit şeyi bile sormaya cesaret edemez. Çünkü sorunun kendisi değilde, o sorunun ardından gelecek bakışlar, yargılar ve etiketler korkutucudur. Bir insanın “Acaba yanlış mı anlıyorum?”, “Bunu sormak ayıp mı?”, “Beni cahil mi sanırlar?” diye düşünmesi, aslında öğrenmenin önündeki en büyük engellerden biridir. Oysaki hiçbir soru doğası gereği yanlış değildir; yanlış olan, sorunun sorulmasını engelleyen ortamdır ve yanlış dahi olsa o kişiyi küçük düşürecek şekilde eleştirmektir fakat yapıcı bir eleştiri hiçbir zaman insanları soru sormaktan uzaklaştırmaz aksine dahada yakınlaştırır.
İnsanlar çoğu zaman bildiklerini saklamayı, öğrenmeye tercih ederler.
Özellikle kalabalık içinde sorulamayan sorular daha ağırdır, sınıfta el kaldırıp bir konuyu anlamadığını söylemek, bir toplantıda herkes anlamış gibi yaparken “Ben........
