menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İki eşik, tek tarihsel sorumluluk

5 0
yesterday

Türkiye, önümüzdeki dönemde yalnızca günlük siyasetin dengelerini değil, birlikte yaşama biçimimizi de belirleyecek iki önemli tartışmayla karşı karşıya kalacaktır: Bir tarafta yeniden gündeme taşınan yeni anayasa arayışı, öte tarafta ise Cumhuriyet’i kuran siyasal iradenin örgütlü ifadesi olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeni yönetiminin bu konu da dahil nasıl bir gelecek tasavvuru olduğu ve bunu gerçekleştirmek için de nasıl bir yol izleyeceği.

Anayasa konusunda bugün ortalık görece sessiz olabilir. Fakat bu sessizlik, konunun önemsiz olduğunu değil, tarafların hesaplarını ve hazırlıklarını sürdürdüğünü gösteriyor. Bu açıdan, meseleyi, kararlar verilip pazarlıklar tamamlandıktan sonra değil, şimdiden tartışmak gerekir. Çünkü anayasa maddeleri, o metnin hangi siyasal ihtiyaçtan doğduğu, kimlerin arasında hazırlandığı ve kimin geleceğini güvence altına almayı hedeflediği açısından belirleyicidir.

İktidarın izlemesi muhtemel yol giderek belirginleşiyor. Önce çözüm sürecinin hukuki çerçevesini oluşturacak düzenlemeler Meclis gündemine gelecek, ardından bunların bir bölümünün anayasal güvenceye bağlanması tartışılacaktır. Tartışılan başlıkların başlıcalarını, yurttaşlık, kültürel haklar, yerel yönetimler, siyasal temsil ve devletin yapısı olarak sıralayabiliriz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu süreci yalnızca Kürt meselesine kalıcı bir çözüm bulma arayışı olarak değerlendirdiğini söylemek güç. “Sivil ve özgürlükçü anayasa” çağrıları, yürütülen çözüm arayışıyla birlikte okunduğunda, Erdoğan’ı yeniden Cumhurbaşkanlığı koltuğuna taşıyabilecek siyasal ittifakların zeminini genişletme hesabı olarak görülmelidir. Bu nedenle yeni anayasa arayışını, yeniden adaylık ve mevcut iktidar düzeninin devamı hedeflerinden bütünüyle bağımsız ele almak gerçekçi değildir.

Yeni anayasa belirli taleplerin karşılandığı, karşılığında iktidarın siyasi destek aldığı bir alışveriş belgesine dönüştürülemez. Cumhuriyet’in demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti niteliği, seçim hesabının konusu yapılamaz. Anayasa, iktidarın yetkilerini genişletmek için değil, yurttaş haklarını korumak ve toplumsal birliği/barışı güçlendirmek için hazırlanmalıdır.

Bu noktada CHP’nin sorumluluğu herhangi bir muhalefet partisinin sorumluluğundan farklıdır. Çünkü CHP, masa başında hazırlanmış sıradan bir seçim örgütü olarak doğmadı. Anadolu ve Trakya’daki yerel direniş hareketleri, Sivas Kongresi’nde........

© soL