İhtilal-i Kebir türküsü
Fransız Devrimi ile, İhtilal-i Kebir, başladık, “tersine Fransız Devrimi” ile bitirdik. İhtilal-i Kebir’in tersi Sovyetler Birliği’nin çözülüşüdür. Böylece insanlık ailesinin büyük ileri sıçrayışı da sona ermiş oldu. Şimdi serbest düşüş dönemindeyiz.
Fransız Devrimi, bütün Avrupa kıtasını aydınlatan bir kıvılcımı ateşiydi. Sanata ve hayata damgasını vurarak yolunu açtı. Bir monarşiyi yıktı, pek çoğunu yıkılma korkusuyla baş başa bıraktı. Ünü kıta dışına taştı sonra. Osmanlı Sultanlığının ve Rus Çarlığının yıkılışında da etkisi var. Ekim Devrimi ve Türk Devrimi dahil 19. ve 20. yüzyılın bütün devrimlerine esinini vermiştir. Yani hepimiz İhtilal-i Kebir’in paltosundan çıktık.
“Derebeyliğin zorbalığından
Tutsaklığından kurtulmanın
Ve özgürlüğünüzün tadına varın,
Egemenlik kurup üzerinizde
Sizin emeğinizle yaşayanlar
Artık üstün değil, eşit sizinle” (*)
İnsan, yurttaş olarak insan, onun icadıdır. İnsan ortaya çıkmadan bir beyannamesinin olmasını düşünemeyiz. Devrim insanı ortaya çıkarmış, beyannameyi de ortaya çıkan o yeni canlı türü kaleme almıştır. Özgürlüğümüzün tadına vardık ve insan olduk; İhtilal-i Kebir’dir…
Bütün karşı devrimlerde de tersine Fransız Devrimi’nin etkisi var. Sovyetler Birliği yıkılınca korku dağıldı ve sermaye sınıfı zincirlerinden boşaldı. Özgürlüğü kirlettiler ve insanı düşürdüler. İçinden geçtiğimiz çürüme devrimini kaybetmenin bedelidir.
“Toplanın Saray’a gidelim kızlar
Haydi, Kral Babamızı bulalım,
Çoğalalım, üç bin, dört bin olalım,
İşte barutumuz, işte topumuz,
Ziyafet çekelim kralımıza.
Yürüyün, yürüyün Saray’a kızlar,
Saray’da halis yağ, bizde soğan var.”
Devrimin başlamasında sayısız sosyal, ekonomik ve siyasi faktörün etkisi var. Başlangıçtaki huzursuzluklar bir Ulusal Meclis kurularak bastırılmaya çalışılsa da sonuçsuz kalacaktı. Huzursuzluk, temmuz ortasındaki Bastille Baskını ile doruğa ulaştı. Ödü patlayan Ulusal Meclis’in verdiği ilk tepki, halka oy hakkı tanımak ve ülkedeki feodal ayrıcalıkları ortadan kaldırmak oldu. Ancak bunlar isyanı bastırmaya yetmemişti. 1789 ile 1799 yılları arasındaki on yıla dizginlenemez bir devrimci coşku hâkim oldu. “Terör Dönemi” o coşkunun doruğudur. Getirisi cumhuriyet olmuştur. Cumhuriyetin temelinde işte o dizginlenemez coşku var.
1793’te XVI. Louis eşek cennetine........
