NATO Zirvesinin halkımıza tek yararı Trump’ın dışkısını da yanına alarak defolup gitmesi oldu
Başlıktaki konuya geleceğiz ama NATO Zirvesinin “yararını” tartışmadan önce şu 3.0 meselesine bakalım. NATO kendi tarihini Ankara Zirvesi öncesi dönemlendirdi, 1.0, 2.0 ve son dönemi 3.0 olarak. Sanki NATO teknolojik bir gelişme ve onun yeni modelleri piyasaya sürülüyor gibi.
Marx’ın Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı’nın Önsözünde çok ünlenmiş bir genellemesi vardır. Burada kendisine sadık kalarak hatırlamakta yarar var:
“Nasıl ki, bir kimse hakkında, kendisi için taşıdığı fikre dayanılarak bir hüküm verilemezse, böyle bir altüst oluş dönemi hakkında da, bu dönemin kendi kendini değerlendirmesi göz önünde tutularak bir hükme varılamaz...”
NATO’nun kendisine ait bu sınıflandırmanın ideolojik bir araç olduğu, bir yanılsama ve güzelleme sunduğu ortada. Öte yandan Zirveden iki yıl önce bu köşede sunulan dönemlendirme denmesi ile NATO’ya ait dönemlendirmenin çakıştığı yerler var.
Sosyalizme karşı emperyalizmin karşı-devrim örgütü olarak NATO (1949-1990) yani NATO 1.0
Sovyetler Birliği’nde karşı devrim sonrası dünyanın emperyalist yeniden yapılandırılmasının aracı olarak NATO (1990-2011) yani NATO 2.0
Emperyalist paylaşım savaşında Batı emperyalizminin topyekûn savaş örgütü olarak NATO (2011- …) Yani NATO 3.0
Zamansal olarak tek çakışmayan kısım NATO 3.0’ın NATO’cular tarafından çok yeni bir tarihte, hani nerdeyse Ankara zirvesiyle başlatılması. Oysa kendi sınıflandırmamızı Obama’nın 2011’de yaptığı konuşmaya, bundan sonra önceliğin Çin’i askeri olarak kuşatmak üzere Pasifik’e vereceklerini söylemesine dayandırmıştık. O günden bu yana adım adım Ukrayna savaşı da dâhil olmak üzere bu sürecin ilerletilmesine tanıklık ettik.
Öte yandan bu zirvede gerçekten çok fazla yol aldılar. Yiğit Günay soL Haber’deki yazısında Zirvenin sonuç bildirisini yorumlarken haklı olarak her kararın........
