menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO-2026 Zirvesi savaş hazırlığı yapmak için toplanıyor

44 0
20.06.2026

Üzerinden 22 yıl geçmiş, 2004 yılında NATO zirvesi İstanbul’da toplanmıştı. “İstanbul NATO’ya kapılarını kapatıyor” çalışması bir kampanyaya dönüşmüş, özellikle TKP öncülüğünde bu zirvenin İstanbul’da toplanmasının engellenebileceğine dair bir umutla çalışılmış, Kadıköy’de soldaki parti ve çevrelerinin katıldığı büyük bir miting düzenlenmişti.

Şimdi yıllar sonra Ankara’da NATO zirvesi Temmuz başında sıkıyönetim koşullarında toplanacak.

Türkiye 1952’de dâhil olduğundan beri NATO’dan çıkılması haklı bir talep olarak yükseliyor. Ancak çıkmak istediğimiz NATO aynı NATO mu? Hiç süreç içinde NATO’nun amaçları, hedefleri, hangi gereksinime yanıt vermeye çalıştığı değişmedi mi? Eğer NATO’nun niteliğinde yıllar içinde değişiklik olduysa bu siyasi pratiği derinden etkileyecektir.

Bu analizi yapabilmek daha önce bu köşede paylaşılmış NATO tarihinin bir dönemlendirme denemesini hatırlatalım. 

Kuruluşundan (1949) Sovyetler Birliğinin çözüldüğü 1990’a kadar olan dönemin temel karakteristiği NATO’nun emekçi sınıfların yükselen iktidar mücadelesini her ne olursa olsun engelleme isteğidir. Emperyalist kampla Sovyetler Birliği arasında kurulan nükleer denge ve Sovyetler Birliği’nin barışı koruma konusundaki ısrarı nedeniyle NATO’nun önceliği topyekûn bir savaş olmamıştır. Esas öncelik NATO’ya dâhil olan ülkelerde işçi sınıfının yükselişini sivil çeteler kurarak, satın alınmış bir insan ağı yaratarak, cinayet ve sabotajlar düzenleyerek, askeri darbeler tasarlayarak engellemektir. NATO’nun bir savaş örgütü olmaktan çok bir terör örgütü olarak anılması bu döneme özgüdür.

İkinci dönem olarak, 1990-2011 arasını alabiliriz. Emekçi sınıfların siyasi gücü önceki döneme göre gerilemiştir bu tarihlerde. ABD ve diğer emperyalist devletler sosyalizmin bir siyasi-askeri güç olduğu dönemde şekillenen siyasi coğrafyayı yeniden yapılandırmayı öncelediler. Bu eylem sermaye dolaşımını kısıtlayan ulusal engellerden kurtulmayı ve dünyayı emperyalizmin boyunduruğuna almayı amaçlıyordu. 

Bu dönemde ülkelerin yargı, yasama ve yürütmeleri teslim alınmış, sermaye sınıfının tam boy işbirlikçi olduğu Türkiye gibi ülkelerde........

© soL