menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünyanın içinde bulunduğu altüst oluş dönemi nereye varacak?

38 0
18.07.2026

Bu köşedeki yazılar asıl olarak iki tez etrafında döndü durdu.

Bunlardan ilki, emperyalist dünya düzeninde son 20 yıl içinde beliren hegemonya krizinin bir paylaşım savaşına yol açacağıydı. 

Buna ilişkin o kadar çok veri birikti ki artık tartışılır yanı kalmadı. Bir paylaşım savaşının kenarında mıyız yoksa içinde miyiz diye sorulabilir belki. Bu sorunun yanıtını ileride tarihçilere bırakabiliriz. Ancak bana kalırsa Ukrayna ve İran savaşları ile hatta öncesindeki Suriye komplosu ile zaten içindeyiz. 

Bu saptama doğal olarak insanlar için ürkütücü bir şey, bu kadar büyük bir akılsızlığın ve saçmalığın insan eliyle üretilmesi imkânsız gibi geliyor. Sonuçları açısından da insanlar ürkmekte haklılar.

Ancak bu tezin bir kardeşi var, paylaşım savaşı esnasında veya hemen sonrasında bir sosyalist devrimler dalgasının başlayacağı ve dünyayı parça parça kaplayacağına dair düşünceye dayanıyor. 

Bu tezin ilki kadar somut olmadığı ve yeterince veri birikmediğini düşünenler çoğunlukta bugün.

Çeşitli ulusların içinde siyasi öncülerin varlığının bu tezin garantisi olmasına rağmen insanlar inanmak için daha fazlasını talep ediyorlar. Şu veya bu ulusta devrimci durumun doğması, iktidarı almak için emekçiler tarafından yapılan girişimler, yer yer ikili iktidarlar vb.

Bunların hiçbirine rastlamıyoruz. Buna karşılık Birinci Dünya Savaşı öncesi dünyada bir devrimin yakın olacağına inanan çok ama çok az insan vardı. Rusya’da bir fraksiyon olan Bolşeviklerden kimsenin haberi yoktu, küçük ve önemsiz gözüküyorlardı.

Yine de biz tezin aslında çağımızı ve yakın geleceği belirleyeceğine ilişkin verileri paylaşalım.

Ama önce dogma haline gelmiş bir saptamayı ele almamız gerekiyor. Marx’ın zamanında kapitalizmin en gelişkin olduğu coğrafyalarda devrim bekleniyordu, işçi sınıfının büyüklüğü ve büyük yığın partileri bunun tartışılmaz kanıtı olarak gözüküyordu. Lenin ise bu konuda çok önemli ve bütün bir yüzyıl boyunca pratikte doğrulanan bir tanımlama yaptı.

Büyük kapitalist ülkeler emperyalizm çağındaydılar, sermaye bütün dünya emekçilerinin sömürüsü ile elde ettiği zenginliği kendi ülkelerinde işçi sınıfını düzen içinde tutmak için kullanıyordu. Eşitsiz gelişim boyunca kapitalizmin çelişkilerinin biriktiği kapitalizmin yol aldığı ancak çok gelişmediği ülkelerde devrimlerin gerçekleşmesi çok daha olasıydı.

Tarih Lenin’i haklı çıkardı, Rusya, Balkan ve Orta Avrupa........

© soL