Neoliberal sol
Özellikle 1970’li yılların sonundan itibaren önemini artıran neoliberal politikalar sol partilerin programlarında da yer almaya başladılar. Özellikle İngiliz İşçi Partisi lideri Tony Blair’in adından türetilen Blairizm, Keynezyanizm ile tüm bağlarını koparır. Bu bakımdan neoliberalizmin solunu sosyal demokrasiden ayıran en önemli nedenlerden biri hem artık Keynezyen politikalara itibar etmemeleri olup hem de toplumsal eşitsizliklerle mücadele etmeyi bırakmış olmasıdır. Buna karşın yoksulluk ile mücadele neoliberal solun uğraşılarından biri olacaktır. Eşitsizlik ile yoksulluk kavramları birbirinden çok farklıdır. Biri kapitalist üretim sisteminin yaratmış olduğu sosyal eşitsizlikleri ile mücadele eder karşısına kapitalist sistemi alır ve emekçi sınıfının ekonomik durumunu düzeltmek amacını gütmektedir. Eşitsizlik ile mücadelede “eşitsizlik” kavramı önden kabul görmüş bir kavram olmayıp tersine toplumsal “eşitliğe” gidilmesi gerektiğini açıklayan bir önermedir. Oysa yoksulluk meselesinde sistemin yoksulluk yarattığı baştan kabul görmüş olup bunu önlemek adına bireylerin daha fazla kendi adlarına sorumluluk almaları istenilmektedir. Diğer bir deyişle çözüm sınıfsal mücadelede değil piyasacılığa kişisel uyum sağlamakla olacaktır. Kısacası eşitsizliğin karşıtı eşitlik olurken yoksulluğun karşıtı zenginlik olacaktır. Emekçi birey sistemin içinde kendi sorumluluğunu alacak uyum sağlayacak ve yoksulluktan zenginliğe varabilecek yolu bulacaktır.
1980 sonrası Thatcher ve Reagan ile birlikte neoliberal ideoloji dünyadaki tüm ülkeleri etkisine aldı. Bu yeni liberalizm daha önce de bahsettiğimiz gibi devlet yönetim biçimini değiştirmekle kalmıyor aynı zamanda kapitalizmin işleyiş biçimini de değiştiriyordu. Örneğin kapitalizmde üretim ilişkilerinden çok finansallaşmanın önemi artarken mülkiyete bağlı sınıfsal ilişkilerde de işçi işveren arasına profesyonel yönetici sınıfı giriyordu. Serbest ekonomi güçlü devlet şeklinde değerlendirebileceğimiz bu yeni liberalizmde devlet yeni bir piyasacı siyasi düzlem üzerinden yeniden düzenleniyordu. Bu yeni devletin yeni solu da bu gelişmeler çerçevesinde yeniden oluşuyordu. Mesela nasıl sosyal demokrat uzlaşı devlet müdahalesini meşru görüyor olsa da neoliberal uzlaşı da serbest piyasayı aynı şekilde meşru görüyordu. Neoliberal politikaların 1980’den bu yana izledikleri strateji varacakları sonuca göre belirlenmiştir. 80’li yıllarda iktisadi ve sosyal işleyişleri değiştirmek üzere uygulamaya konulan sosyal devletin ortadan kaldırılması, Merkez Bankalarının özerkleşmesi, kamu kuruluşlarının özelleştirilmesi gibi faaliyetler sonrasında varılması düşünülen amaç sadece iktisadi düzenlemeler değil toplumsal davranışları kişisel çıkarlar çerçevesinde yeniden düzenleyerek rasyonelliği salt iktisadi anlamıyla yeniden tanımlamak olacaktır. Bu bağlamda neoliberal politikalar ile kapitalizmin dönüşümü birbirlerini besleyerek hem yeni bir büyük değişimi yaratırken hem de ideolojik çatışmaları sosyal refah devletinin sistematik eleştirisi üzerinden yürütecektir. Bu durum aynı zamanda kişilerin davranışlarında da değişimi yaratır.........
