Eğer…
Bu aralar zannederim okuduğum romanların ya da yaşantımdaki dönemeçlerin etkisi ile ilginç bir durum ile karşı karşıyayım. Kendime dair ya da başka hayatlara bakarken insan yaşantısını tek bir parça gibi görüyorum bir yandan; yekpâre diyoruz değil mi buna? Öte yandan doğumdan ölüme yaşantımızı bölümlere ayırarak her bir parçasını alıp başka bir yere koyarsak hayatımız nasıl olurdu acaba sorusunu aklımdan söküp atamıyorum. Bu anlamıyla hayat kocaman ya da küçük bir hikâye. Sıradan ya da sıra dışı… Örneğin ölüm döşeğindesiniz, geriye doğru baktığınızda hayatınızın akışı içinde vereceğiniz kararlarda birini ya da diğerini seçmiş olmanız bugününüzü nasıl etkilemiş olabilir? Bilinebilir değil en fazla tahmin edebilir fakat geriye doğru bakıp farklı seçenekleriniz olduğunu, sizi bugüne getiren seçenek yerine başkasını tercih etseydiniz nasıl olacağını hayal etmek, buna vereceğiniz duygusal tepki bugününüzü nasıl anlamlandırdığınızla ilgili.
Eğer o gün o kapıdan girseydiniz, o okul yerine başka bir okulda, o iş yerine başka bir işte, o eş yerine başka bir eşte, o hikâye yerine başka bir hikâyede… Kitaplarda ya da filmlerde anlatının sonu bilindiğinden ve onu bir anlatıcı kurguladığından eserler sonsuz seçenek sunarlar kahramanın yoluna dair eğer dilerlerse bize. Son derece de eğlencelidir, merak duygusunu elden bıraktırmaz, olayın akışına, kahramanın mizacına, yazarın maharetine göre ya bizi alır götürür ya da bir karabasan misali üzerimize çöker bir türlü ilerleyemeyiz.
Kartlar yazar tarafından karılır, hilelidir değildir bilemeyiz. Olasılıklar silsilesi içinde farklı hayatlar, farklı durumlar, farklı bakışlar, kişilikler, gerçeklik kavrayışları devreye girer. Biraz doğaçlama tiyatroya benziyor sanki. Öyle değil de böyle deseydin karşı tarafta başka bir etkileşim yaratacaktın oradan başka bir mevzu açılacaktı, laf lafı laf tütün torbasını açacaktı… Sonra mı, sonrasını kim bilir…
"Italo Calvino'nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu adlı yeni romanını okumaya........
