menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO’dan sendikacılığa antikomünizm

27 0
07.07.2026

İkinci Dünya Savaşı sonrasında başta ABD olmak üzere Batılı emperyalist devletler, ekonomik ve askeri çıkarlarını korumak amacıyla Kuzey Atlantik Anlaşması Teşkilatı (NATO) adı altında bir örgüt kurdular.

7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde de Ankara’da NATO Zirvesi yapılacak. TKP (Türkiye Komünist Partisi) ve birçok sosyalist parti, sol örgüt ve kuruluş, NATO’yu protesto amacıyla çeşitli eylemler yaptı. AKP hükümeti, sıkıyönetim ilan eder gibi başta Ankara olmak üzere birçok kentte eylemleri yasaklama kararı aldı, çok sayıda kişi gözaltına alındı, tutuklandı.

Bir “Savunma Paktı” olarak bilinen bu askeri örgüt, aslında sosyalist bir ülke olan Sovyetler Birliği ve komünizme karşı kurulmuştu. Dünyada komünizmin genişlemesini önlemek amacını güdüyordu. Keza NATO, ülkemizde askeri darbelerin, siyasi cinayetlerin, komünizme karşı psikolojik savaşın da bir aparatı niteliğindeydi.  

1949 yılında kurulan bu teşkilat, esas itibariyle antikomünist bir muhtevaya sahipti. Nitekim NATO’nun esas gücünü oluşturan ABD de, hemen hemen her alanda bu antikomünist anlayışı destekleyen bir politika ve uygulama içindeydi. Sendikal faaliyet de buna dahildi.  

1951 yılından itibaren de Türk sendikacılığı üstünde ABD’nin etkisi görülmeye başladı. Amerika’da siyasal mücadeleyi dışlayan, uzlaşmacı, sadece “ücret sendikacılığı”nı benimseyen bir sendikal anlayış, Soğuk Savaş döneminde Latin Amerika ve Doğu Asya ile birlikte Türkiye’de de etkili bir sürece girdi.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Almanya ve Japonya’daki sendikalar, işgalci ABD güçleri tarafından kurulmuştur. Amerikan sendikacılığı, “ücret sendikacılığı”nı kabul eden partiler üstü bir anlayışı benimsiyordu.

Antikomünist sendikacılık

Sendika uzmanı Yıldırım Koç’un “Türk-İş Neden Böyle? Nasıl Değişecek?” (Alan Yayıncılık, 1986) isimli kitabında Amerikan sendikacılığı ve Türk-İş’le bağlantısı özetle şöyle anlatılıyor:

ABD’nin egemen sınıfları, Amerikan Emek Federasyonu (AFL) aracılığıyla ve Uluslararası Hür İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nu (ICFTU) da bir ölçüde kullanarak azgelişmiş ülkelerde güçlenme eğilimi gösteren sendikal hareketleri denetim ve güdümleri altına almaya çalıştı.

Soğuk Savaş döneminde ICFTU ve AFL isimli kuruluşlarda antikomünizm ön plana çıktı. Sendika tüzüklerine komünistlerin sendika yöneticisi ve hatta sendika üyesi olamayacağı yönünde maddeler kondu.

ICFTU’nun (ABD’nin en üst sendikal örgütü olan AFL ile birlikte Batılı sendikal örgütlerden oluşuyor) en önemli görevlerinden birinin de antikomünist mücadele olduğu vurgulandı.

Bu konfederasyon, 1951........

© soL