menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Devletleştirme

26 0
18.06.2026

Sermayenin saldırısı hız kesmeden devam ediyor. Özelleştirme, sermaye sınıfının egemenliğini sürdürecek, kendisini besleyecek yöntemlerden biri.   

Özelleştirmenin sermaye sınıfı ile hükümetler ve düzen içi siyasi partiler arasında işbirliğiyle uygulamaya geçirildiği bilinmez değil. TÜSİAD gibi sermaye örgütlerinin ve sermaye sınıfı yanlısı akademisyenlerin, araştırmacıların çalışmalarında özelleştirmenin ideolojik savunusunu, uygulamalar üzerine incelemeleri ve başarılı olmayan uygulamalardan yakınmaları görüyoruz. Süreç sermaye sınıfının ekonomi politikalarının yönlendiriciliğinde yürüyor. 

Serbest piyasa ekonomisinin güçlendirilmesi, servetin geniş kitlelere yayılması gibi gerekçeler özelleştirmeciler tarafından savunulageldi. Görünürdeki bu gerekçelerin arkasındaysa engelsiz sömürü, sermaye sınıfının emekçiler üzerindeki sınırsız egemenliği var.

Özelleştirmenin kamu iktisadi teşebbüslerinin ve kamusal kaynakların özel kesime devrinden ya da kamu hizmetlerinin özel kesimce yerine getirilmesinden daha geniş anlamı: kamusal girişim ve hizmetlerin sınırlandırılması hatta ortadan kaldırılması, halkın müşterileştirilmesi, emek gücünün metalaştırılması, işçi sınıfına saldırının keskinleştirilmesidir.  

Özelleştirmenin önemli amaçlarından biri de yabancı sermayenin Türkiye pazarının genişletilmesi. 1946 Demokrat Parti programının, Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası ve ardından NATO üyeliğinin peş peşe gelmesi; 24 Ocak 1980 kararlarının devamında 12 Eylül darbesi; özelleştirme hazırlık çalışmalarının Dünya Bankası desteğiyle sürdürülmesi emperyalist bütünlükle okunmalı. 

Bu bütünlükte militarist gücü ve ekonomi politikasıyla NATO ciddi işlev üstleniyor. Üyelerinin güvenlik kuruluşu olarak da tanımlanan NATO, özünde ABD’nin, emperyalizmin güvenlik gücü. Önce SSCB........

© soL