menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suriye Dosyası- 10

8 0
18.02.2025

Dizi yazımızın ilk dokuz bölümünde Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Suriye’nin bölgesel önemini ve Esad’ı devirme planının arka planını örnekler vererek anlattık.

Bu bölümde ise konuyu hem ABD hem de Türkiye perspektifinden değerlendirerek güncel gelişmelerle ele alacağız. Öncelikle şunu hatırlatmak gerekir ki bugün Suriye’nin teslim edildiği örgüt Heyet Tahrir eş-Şam yani bilindiği adıyla HTŞ, emperyalizmin finanse ederek Suriye hükümet ordusuna karşı yürütülen iç savaşta kullandığı selefi, cihatçı ideolojisinde kurulan paramiliter bir örgüttür.

Bu örgüt aynı amaç ve hedefte birleşen Cebhe Fetih el- Şam adıyla yeniden örgütlenen el-Nusra Cephesi, Ensaruddin Cephesi, Ceysu’s Sünne Liva el-Hak ve Nureddin Zengi Hareketi gruplarının birleşmesiyle kuruldu.

Birleşme talebi Ahrar uş-Şam’ın ikinci emiri İslamcı militan komutan Ebu Cabir Şeyh’in talebi üzerine gerçekleşti. HTŞ ile birleşme kararı alan el- Nusra Cephesi birçok ülkenin terör örgütü listesinde bulunan El-Kaide’ye bağlıdır fakat bu gerçeği kimse dillendirmiyor. Bir diğer gerçek ise başta Sednaya Hapishanesi olmak üzere Esad rejimine muhalif olduğu gerekçesiyle sivillerin hapishanelerde tutulduğu ve işkence edildiği yönünde yapılan kara propagandadır. Bu da Esad’a karşı yürütülen tipik bir batı emperyalizminin kara propaganda örneğidir.

Bir kez daha hatırlatmak gerekir ki dizi yazımızın amacı Esad’ı savunmak değil, olaylara objektif açıdan yaklaşarak gerçekleri kamuoyu ile paylaşmaktır. İç savaş koşullarında rejim karşıtlarının tutuklanması makul görülebilir ancak suç ne olursa olsun işkencenin insanlık dışı vahşi bir eylem olduğunun da altını çizmek gerekiyor. Hapishanelere bir de HTŞ gerçeğinden baktığımızda “sivil muhalif” olarak paylaşılan görüntüler ve haberlerin maksatlı ve kuşkulu olduğu görülecektir.

Çünkü HTŞ’nin yönetimi alır almaz cezaevlerinde ki el-Kaide üyelerini serbest bırakması cezaevlerinde ki tutukluların çoğunluğunun hükümet karşıtı, emperyalist güdümlü cihatçı, selefi silahlı örgüt militanları olduğu gerçeğini önümüze koymaktadır. Bunun yanı sıra sırf Esad ile aynı mezhepten olduğu için Alevilere yönelik HTŞ’nin katliamlarını, işkencelerini görmezden gelmek ikiyüzlülüktür. Bugün Suriye’de batı kaynaklı bir özgürlük ve demokrasi propagandası yapılıyor ancak gerçekçi değildir. Mezhep ayrımcılığı üzerinden bölünen Suriye’nin durumu yine batının “özgürlük ve demokrasi” yalanıyla böldüğü Irak’tan daha kötü ve hatta Afganistan benzeri bir durumun yaşanmasına neden olabilecek kadar belirsizdir.

Suriye iç savaşında AKP’nin rolü

AKP’nin, PYD ile YPG gibi 2018’de terör örgütü listesine dâhil ettiği HTŞ’yi bugün desteklemesi, özel uçak göndererek Türkiye’ye getirmesi ve geçmişte Esad’a dediği gibi “kardeşim” şeklinde hitap etmesi düşündürücü olduğu kadar ABD’nin belirlediği Ortadoğu siyaseti çizgisinde hareket ettiğinin somut göstergesidir. Erdoğan’ın, Şam rejiminin (Esad rejimi) Türkiye’nin uzattığı elin kıymetini bir türlü idrak edemediği, ne manaya geldiğini anlayamadığı yönünde ki eleştirileri tutarsız ve gerçekdışıdır. Aksine Esad, AKP’nin güvenilir olmadığını, 2004’te ki........

© SiyasetCafe