Her yönüyle Sarıkamış Harekâtı
Bir önceki yazımızda Hafız Hakkı Beyin bölgeye teftiş ve gözlem göreviyle gönderildiğini söylemiştik-bu görevlendirme gelen eleştiriler üzerine Enver Paşa'nın salonunda Enver Paşa, Talat Paşa, İsmail Canbolat, Hafız Hakkı Bey'in katılımıyla gerçekleşen olağanüstü toplantı ve sahayla bir dizi muhabere sonucunda kararlaştırılmıştır.
(Hafız Hakkı Paşa'nın Sarıkamış Günlüğü Hazırlayan: Murat Bardakçı s.75-77)Hafız Hakkı Paşa bölgede incelemelerini yaptıktan sonra bir anlamda her şeyin başlatıcısı olan şu raporu vermiştir:
“Dağlar üzerindeki yolları keşfettirdim. Bir kısmını kendim de gördüm; bu mevsimde bu yollardan hareketin mümkün olduğuna kani oldum.”(...)(Ali İhsan Sabis Birinci Dünya Savaşı c.2 s.238)Gerek bu rapor, gerek Rus kuvvetlerinin müşkül hali-biraz sonra daha detaylı bahsedeceğiz- ve Hasan İzzet Paşa ile taarruzi bir manevra üzerine uzlaşılması Enver Paşa’yı cepheye getirmiştir.
Paşa 6 Aralık Pazar günü beraberinde Genelkurmay Başkanı Bronzart, Genelkurmay Harekât Şubesi Müdürü Yarbay Feldmann, Yenibahçeli Şükrü Bey, Kazım(Orbay) ile- bunlar sadece bildiklerimizdir-(Yavuz Özdemir Sarıkamış Harekâtı s.242)bir kısım donanmanın eşliğinde yola çıkmıştır.8 Aralık'ta 4 Rus gemisi uzaktan görülüp yön değişilmiş, İstanbul'dan gelen bir telgrafta 8 Rus gemisinin Trabzon cihetinden kafileye doğru geldiği belirtilmiş, heyet buhranlı bir gecenin ardından Trabzon'a varmıştır.
(Ramazan Balcı Tarihin Sarıkamış Duruşması s.54-55) Diyebiliriz ki bu vaka Başkumandan Vekil’inin Sarıkamış İhata Manevrasında geçirdiği ilk birebir tehdittir. Bir diğer önemli konu ise teftiş görevi ile gönderilen Hafız Hakkı Bey'in 7 Aralıkta 10. Kolordu kumandanlığına atanmasıdır.
Kafile 10-11 Aralık'ta Gümüşhane'ye 12 Aralık akşamüstü ise Erzurum'a gelmiştir. Yolda karşılaşılan elim durumlardan – örneğin yolda kalan eşyalar, telef olan hayvanlar, aynı şeylerle Hafız Hakkı Bey de karşılaşmıştır- olacak ilk iş Menzil Müfettişinin yerine bir başkasını atamıştır.
( Yavuz Özdemir a.g.e s.246) 13 Aralıkta Köprüköy'de konuşlu Ordu Karargâhına gelmiş, yöre halkından kişiler getirilip bilgiler alınmışplanlar gözden geçirilmiştir. Aynı gün Erzurum’a avdet edilmiştir.(Yavuz Özdemir a.g.e s.247-248) Bu noktada ordunun, iaşesine, iaşe damarlarına, lojistiğine, muhabere sistemine bakmamız gerekiyor.
III.Ordu ‘da İaşe, Lojistik, Muhabere
Adı geçen alanda yılların getirmiş olduğu bir gerilik vardı. Bilhassa 1900 yılında Rusya ile imzalanan bir anlaşmaya göre Çarın onayı olmadan KuzeyAnadolu'da – bu tabirden kasıt Sivas ve kuzeyiydi- hiç bir girişimci, ülke veya kişiye demiryolu yapma izini verilmeyecek olması( Vahdettin Engin Bir Devrim Son Sultanı II.Abdülhamid s.238) zaten o güne kadar yatırım yapılmayan bölgeye o günden sonra yapılacak yatırımların önünü tıkadı. Erzurum'a en yakın demiryolu bugün Niğde il sınırları içerisinde bulunan Ulukışla'ya geliyor, oradan güneye iniyordu.
Ulukışla- Erzurum arasında bulunan yaklaşık 820 kilometrelik mesafe ise muntazam olmayan yollar vasıtasıyla yaya kat ediliyordu. Bu hal seferberlik ve savaş sırasında birçok problemlere sebep olmuş, Erzurum’un “yanı başı" diyebileceğimiz Trabzon, Diyarbakır gibi vilâyetlerde harp vergisi dahilinde toplanan tonlarca hububatın, payitahttan sevk edilen askerin ,mühimmatın ,sağlık ekipmanlarının cepheye erişmesi ya çok güç şartlar altında büyük kısmı yolarda telef olarak gerçekleşmiş ya da hiç gerçekleşememiştir.
Ramazan Balcı Ordunun bir günlük erzak ihtiyacının çevre vilayetlerden Erzurum'a ancak bir ayda taşınabildiğini iddia eder.(Ramazan Balcı a.g.e. s.333)Vilayet ahalisinin vilayet hududuna kadar sırtlarında erzak taşıması sık rastlanır bir durumdu.
Buna rağmen Genelkurmay tarafınca yayınlanan bir eser, harekât öncesinde bir erin bir günlük istihkakını şöyle verir: Et olarak 250 gram taze et veya yarısı kadar kavurma, pastırma, sucuk veya et konservesi, sebze vb olarak 86 gram pirinç, 10 gram yağ, 20 gram soğan, 20 gram tuz, 1/4 oranında nohut, fasulye gibi kuru sebzeler, patates veya sebze konservesi veya yaş sebze.(Genelkurmay Basımevi TSK Tarihi Osmanlı Devri I. Dünya Harbi İdari Faaliyetler ve Lojistik X. Cilt s.173)Bahsettiğimiz nedenlerden ve Karadeniz'de Başkomutan Vekilini bile tehdit edebilecek bir Rus donanmasının varlığı biraz sonra bahsedeceğimiz çabaları önemli oranda baltalamıştır.
Giyim konusu ise bir hayli tartışmalıdır. Güvenilirlik oranı en yüksek olan Genelkurmay yayınları giyim başlığında önceliğin sürekli III.Ordu’ ya verildiğini söyler ve net rakamları şöyle verir:
40.064 Kışlık elbise, 28.139 kaput, 33.971 kundura, 1500 çarık.(Genelkurmay Basımevi TSK Tarihi a.g.e s.179)İstanbul'dan gönderilen eşya ise 19.779 kabalak, 22.539 kaput, 26.642 avcı yeleği, 35.405 aba ceket, 32.617 don, 36.933 aba pantolon, 50.000 metre yazlık elbise kumaşı, 20.390 kilim, 44.203 kundura, 24.855 palaska, 48.000 metre kışlık elbise kumaşı, 45.506 kuşak, 238.935 metre Amerikan bezi, 33.941 matara, 18.000 metre kaput kumaşı, 1.120.274 adet nal ve mıh.( Genelkurmay Yayınevi BİRİNCİ DÜNYA HARBİNDE TÜRK HARBİ KAFKAS CEPHESİ 3. ORDU HAREKATI c.2 s.658) Bu sayılarla 50 bin kişilik bir ordu muntazaman giydirilebilir, vilayetlerden toplanan yardımlar aracılığıyla da 3. Ordu tamamen donatılabilirdi.(Ramazan Balcı a.g.e s.106) Mamafih üste belirtilen teçhizatlarınne kadarının ulaştığını bilmiyoruz -yollar sebebiyle. Öte yandan ulaşamayanlara örnek olarak gösterebileceğimiz “çabalar" vardır.
11 Kasımda 4 bin ton malzeme taşıyan Derne Vapuru Rus Donanmasınca batırıldı. 18 Kasımda bünyesinde iki alay, kışlık giyim ürünleri, iki keşif uçağı ve olası bir isyanı örgütleyip liderlik edeceği düşünülen Çerkez liderlerde bulunduran(Nevzat Kösoğlu Şehit Enver Paşa s.326) Bahriahmer, Bezmialem, Mithat Paşa vapurları yine Ruslarca batırıldı.
Muhabere ise sonucu doğrudan etkileyen eksikliklerin başında gelmiştir. Aslına bakacak olursak Enver Paşa sürekli iletişime önem vermiştir (Yavuz Özdemir a.g.e. s.268) lakin göreceğimiz gibi harekâtta rolü olan diğer komutanların ihmali ve tecrübesizlik harekâtın başarısızlıkla sonuçlanmasında etkili olmuştur.
Bölgede ilk defa 7 Aralık'ta sahra telefonları kullanılmaya başlamıştır.( Yavuz Özdemir a.g.e s.268) Mamafih ilerleyen vadelerde telefondan ürken hatta kablolarını söküp çarık bağı yapan erlere rastlanılmıştır.( Ramazan Balcı a.g.e s.112) Harekât esnasında bu tip faaliyetlerin birçok menfi sonuçları olmuştur.
Toparlayacak olursak bölgede yüzlerce yıllık altyapı eksikliğine rağmen en azından şimdilik büyük uğraş ve çabalarla azami derecede giydirilen, ahalinin dahliyle de olsa iaşesi sağlanan, bir ordu görürüz.
Adım Adım Sarıkamış İhata Manevrası
14 Aralık’ta Harekât için hazırlıklar başlamıştır. Başkumandan Vekili Enver Paşa 15 Aralıkta tüm cephede teftiş gezisine çıkmıştır. Bu sırada Arif Baytın'ın komuta ettiği 29. Tümene de gidilmiştir. Baytın, Enver Paşa’nın sade bir ceketle geldiğini, beraber çorba içildiğini, tahkimatları kontrol ederken Enver Paşa’nın bizzat kürekle telkinler verdiğini, yeterli ekipman bulunmadığı söylenince maiyetine temin için emir verdiğini aktarır.(Arif Baytın İlk Dünya Harbinde Kafkas Cephesi Sarıkamış Günlüğü s.87-89)Bugünlerde Çar II.Nikola Rus cihetine gelmiş, bozulan ordu moralini toparlamak için çeşitli faaliyetlerde bulunmuştur. Çar Mecingert’e intikal ederken Türk keşif kolları ile karşılaşmış, lakin Türk kolları kendilerini açık etmemek için ateş etmeme emri aldıkları için Çar II. Nikola kurtulabilmiştir( Maslofski Umumi Harpte Kafkas Cephesi s.84). Enver Paşa, 15-17 Aralık arası 3.Ordu karargahında 13 Aralıkta 3.Ordu kurmay heyetinin sunduğu ve basit düzeltmelerle imzalanan planın(Felix Guze Birinci Dünya Savaşında Kafkas Cephesindeki Muharebeler s.33)üstünden geçilmiştir. Manevra planının kronolojisi ve son hali ise şu şekildedir:
7 Haziran 1914’te Bronzart tarafından hazırlanan plan mucibince ağırlık kuvvetler Boğazlara çekilecek, 3. Ordu ise bir kısım kuvvetle hudutta müdafaa muharebeleri gerçekleştirecekti.( Fevzi Çakmak Büyük Harpte Şark Cephesi Harekâtı s .3) Lakin değişen koşullar nedeniyle- Türk- Alman müttefiklik anlaşmasının imzalanması, Goben ve Breslau'ın Boğazlardan geçmesi- 20 Ağustosta yeni bir sefer planı yürürlüğe girdi, buna göre 3. Orduya yine hudutta müdafaa ve Rusları oyalama görevi verildi.
(Fevzi Çakmak a.g.e s.7)Bahsolunan sefer planı Liman Von Sanders'in ısrarı üzerine Odessa'ya çıkarma yapma fikrini ( Liman Von Sanders Türkiye’de Beş Yıl s.41) ve ayrıcauygun koşullar oluşursa, Ardahan-Batum istikametine taarruzu da içeriyordu.(Yavuz Özdemir a.g.e s.60) Hasan İzzet Paşa ve 3. Ordu heyeti taarruz istikametine karşı çıkmış, Sarıkamış ve Kars'ta ki düşmanların öncelikli olmasına dikkat çekmiştir.
(Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi c.1 s.216-217)Adı geçen kişilerin daha sonra da sürdürecekleri bu tavrı manevranın Sarıkamış üzerine yapılmasında çok etkili olmuştur. İlerleyen vadelerde değişen koşullara göre müdafaa ve oyalama üzerine kurulu iki plan daha hazırlanmıştır. (Yavuz Özdemir a.g.e s.60-61)6 Eylül'de Harbiye Nezareti Ardahan-Batum üzerine yapılması düşünülen taarruz fikri için 3. Ordu'dan genel ahvali bildirmesini istemiş, 8 Eylül'de 3. Ordu'dan gelen yanıt ise ilk olarak Sarıkamış- Kars dolaylarını işaret etmiştir.(ATASE, K.2950, H.2, F.1 -59 -60) Aynı diyalog Ekim başında da geçmiş 3. Ordu Kumandanlığı “Sarıkamış ve Kars bölgesindeki tehlike giderilmeden, Batum civarına yapılacak bir çıkarmadan fayda beklenemez" diyerek( ATASE, K.2950, H.2, F.1-120) düşüncelerini yinelemiştir. Fakat Karadeniz’de gereken donanma üstünlüğünün kurulamaması ve üstünde durduğumuz 3. Ordu Kumandanlığının zihniyeti sebebiyle çıkarma rafa kaldırılmıştır.
İclal-Tunca Örses Arşivinden
Enver Paşa
Belirtmemiz gereken bir diğer nokta ise 3. Ordu'nun tereddütlü, geçiştirici ve Başkumandanlık Vekâlet’ini yanıltıcı ve oyalayıcı tutumu buna bağlı olarak Başkumandanlık Vekâlet’inin X. Kolordu'nun 3. Orduya tahsisi hususunda yaşadığı tereddützaman kaybına ve bundan dolayı da manevranın daha geç bir zamanda yapılmasına sebep olmuştur.(Yavuz Özdemir a.g.e s.234) Harb-i Umumi’nin her an değişen ahvali – Ali Fuat Paşa savaş sonrasında Enver Paşa ile yaptığı sohbette mezkur konuyu sormuş, Enver Paşa “Almanlar netice verecek kati meydan muharebelerine doğru yürürken bizleri ataletle ithama başlamışlardı" cevabını vermiştir
( Ali Fuat Cebesoy Milli Mücadele Hatıraları s.17). Yani kıtalar arasında yaşanan bu savaşta yaşanan tüm gelişmeler, taraf her ülkeyi cephelerinde etkilediği gibi Türkiye’yi de etkilemiştir- Köprüköy-Azap Muharebeleri hücum fikirlerini olgunlaştırmış ve 3. Ordu Kumandanlığınca hazırlanan ve metni aşağıda verilen plan şu son halini almıştır: 3. Ordu emrinde 9,10,11 numaralı üç kolordu vardı. Plana göre 11. Kolordu asıl Rus kuvvetini cephede tutup, oyalamaya çalışacak, hücumlarla Rus kuvvetlerinin geri çekilmesine engel olacak.
9 ve 10’uncu kolordular Rusların nispeten daha zayıf sağ kanatlarından baskın niteliğinde bir hücuma geçecek,10. Kolordu Bardız ‘ı zapt etmesinin akabindeSarıkamış'a dönecek 9. Kolordu ise Divik-Çatak güzergahını izleyip hem Sarıkamış'ın deruhtesi için kuvvet ayıracak hem de asıl Rus kuvvetlerinin arkasına düşecekti. Düşünülenler harfiyen uygulanabilirse Rus Kafkas Ordusunun çok büyük bir kısmı imha edilecek ve Kafkaslardaki en büyük üslerden biri olan Sarıkamışilerleyen vadelerin olasıhareketlerk için bir aracı olacaktı.
Plan cesurane düşünülmüş ve tertip edilmiş ve muvaffakiyet takdirinde Türkiye için bütün menfaatleri mevcut bulundurmuştu.(Maslofski a.g.e s.150) Kuşatma mantığının seçilmesinin de kayda değer sebepleri vardı: Hindenburg 26-28 Ağustos arasında Tannenberg sahasında tek orduyla iki Rus ordusunu birden kuşatma yöntemiyle imha etmişti. Hindenburg’un karargâhında bulunan Berlin Ataşemiliteri Cemil Bey gönderdiği raporda “Rusların tahkim edilmiş mevzilerine taarruz etmenin yararsız olduğu, Ruslara karşı en etkili harekâtın kuşatma olacağı" ifadelerine yer vermişti.( Yavuz Özdemir a.g.e s.262-263)
Harekâtın Sebepleri
Rus Ordusunun bir daha hiç olmayacak bir şekilde zayıf kalması. Savaşın başındaRus Kafkas Ordusu3 kolordudan teşekkül edilmişti. Batı Cephesinde yaşanan olumsuz gelişmelerden ötürü iki kolordu batıya kaydırılmış Kafkaslarda bir kolordudan biraz fazla bir ordu kalmıştı.(Maslofski a.g.e s.24-25) Giden birliklerin yerini doldurma çabaları başlamış, lakin şimdilik yeni birlikler hem nitelik hem nicelik açısından zayıf kalmıştır.
(Genelkurmay Basımevi TSK Tarihi a.g.e s.105)Nevzat Kösoğlu ise tüm Rus Ordusunun sadece %3’ünün Kafkaslarda olduğunu söyler.(Nevzat Kösoğlu a.g.e s.315)Ülkemizin önemli tarihçi ve asker simalarından Fahri Belen ise şu değerlendirmede bulunur: “Burada hemen söylemeliyim ki bütün Kafkasya’daki kuvvetleriyle Türk Ordusundan üstün olan Rus ordusunun dağınık durumundan faydalanarak fırsatı kaçırmamak lazımdı. Bu durumdan faydalanmamak hatalı bir hareket olur tarih böyle bir komutanı affetmezdi.”
( Fahri Belen “Binlerce Şehide Malolan Kafkas Seferi ve Sarıkamış Savaşı" Belgelerle Türk Tarihi Dergisi Sayı:3 9 Aralık 1970 s.8)Bütün bunları ve Erzurum'un en yakın vilayetten yardım alma süresinin 15 gün, Ruslar da ise mezkur sürenin birkaç saat olduğunu( Ramazan Balcı a.g.e s.141-142) göz önünde bulundurursak, Ruslara verilecek her sürenin onların lehine işleyeceğini, halihazırda birliklerini ikmal hazırlığıyla meşgul olan Rusların hızla toparlanıp insiyatifi tekrar ellerine alacağını söyleyebiliriz-benzeri hallerle 1825 ve 1877 savaşlarında karşılaşılmış, her ikisi de aleyhimizde sonuçlanmıştır.
İclal-Tunca Örses Arşivinden
Enver Paşa
Yani Rus kıtaatlarının Harb-i Umumi boyunca aldığı en zayıf halden yararlanma ve Batı Cephesinde sıkışan, şu an kuvvet sıkıntısı çeken Rusları-iddia edilen tezin mühim kanıtlarından biri Sarıkamış Harekâtının akabinde 2 Tümen ve 2 Tugayın derhal Kafkaslardan çekilip Odessa'ya, teşkiline uğraşılan 7. Orduya( Genelkurmay BasımeviTSK Tarihi a.g.e s.196) sevk edilmesidir- manevranıngerçekleşmesinde önemli bir sebep teşkil etmiştir.
Savaşı Rus topraklarına yıkma gerekliliği: Her ne kadar Köprüköy ve Azap Muharebeleri aleyhlerinde sonlanmışsa da Ruslar savaşı Türk topraklarına taşımayı başarmıştı. Savaş nerede yaşanırsa yaşansın bölge halkını, orduyu hem maddi hem manevi yönden yıpratır-Düşman ilerledikçe yerini yurdunu bırakıp içlere doğru göçmek durumunda olan hatrı sayılır bir kitle vardı, ayrıca Çanakkale’de görevli bir askerimiz İbrahim Naci tuttuğu günlükte savaşın yaptığı tahribatı gözler önüne sermiştir bkz İbrahim Naci Allahaısmarladık s.67,savaşı düşman sahasına yıkmak gereklilikten çok bir zorunluluktur, Scipio meşhur Hannibal'i de bu şekilde yenmiştir.
Azınlıklardan dolayı halihazırda pamuk ipliğine bağlı cephe gerisi bu durumu uzun süre idare edemezdi. Rusları aynı zorluklara maruz bırakmak fikri-Rus cephe gerisi de pek farklı değildi, Kafkasya’da yaşayan Türkler başarıhalinde temin edilecek ekipmanlarla isyana başvurabilirdi, mevcut görüşmeler dahi vardı- önemli bir sebepti.
İaşe ve İkmal Zorluğu: Başta da bahsettiğimiz gibi 3. Ordunun mevcut iaşe durumu-yollar sebebiyle- bir hayli sıkıntıdaydı ve bölge halkının gayretleri ile noksanlar giderilmeye çalışılınıyordu. Bu noktada Nevzat Kösoğlu olaya ilginç bir pencere açar: “Doğu Cephesinde Ruslara karşı herhangi bir çatışmaya girilmese de sağlık şartları ve erzak teminin güçlüğü ordu içinde benzeri bir tahribata yol açabilecek kadar kötüydü."
( Nevzat Kösoğlu a.g.e s.294,386) Ali İhsan Sabis'in de dediği gibi “Savaş savaş zamanı kazanılmaz,bilakis barıştayapılan hazırlık ve inceden inceye yapılan çalışmalarla kazanılır. Savaş bir ekim biçim işidir, barışta ne ekersen savaşta onu biçersin. Osmanlı bu hazırlıkları yapabileceği kadar uzun bir barış dönemini asla yaşamadı.”
Tüm bunlar nedeniyle Nevzat Kösoğlu’na hak verebiliriz, tüm kış yerinde konaklamak, orduda ağır zayiatlarayol açabilir, üstüne bir de Cihan Harbinin Osmanlıda ki askeri boyutunun en çok baş ağrıtan unsur olan firarlar da eklenirse ordu hiçbir şey yapmadan, baharda operatif özelliğini kaybedebilir ve sürekli takviye alan Ruslar karşısında bozguna uğrayabilirdi, mezkur olasılığın var olması da böylesi bir manevrayı tetikleyen unsurlardandı.
Rus Kuvvetlerinin Çanakkale Muharebelerine İştirakini Engellemek: Bahsolunan çarpıcı iddia yurt içinde Necati Bölükbaşı, yurt dışında Sean McMeekin tarafından dillendirilmiştir.Necati Bölükbaşı, Rusların Boğazlara olan arzusu nedeniyle Muharebelere iştirak etmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu mamafih kuvvet eksikliği çekildiğini, ayrılması gereken birliklerin yalnız Kafkaslardan tahsis edilebileceğini, böylesi bir senaryoda çift taraflı savaşa zorlanacak Türklerin başarısızlığının mutlak olduğunu, lakin tahsis edilecek kuvvetlerin Sarıkamış Harekâtı sayesinde harp kabiliyetlerini büyük oranda yitirdiklerini söyler ve şöyle özetler: Bir şehir veya ülke hudut ötelerinde savunulur.
Onun için Sarıkamış Harekâtı esasen bir İstanbul savunmasıdır diyebiliriz.”(Necati Bölükbaşı Tarihin Arka Yüzündeki Sarıkamış Harekâtı s.57-59)Eğer adı geçen kaynaklara dayanabilirsek, manevranın gayelerinden biri ,donanımlı birlik bulmakta zorlanan Rusların kuvvetlerini olabildiğince yıpratıp Çanakkale Muharebelerinde cephe sayısını teke düşürmektir tezi elle tutulur bir hal alır.
,Zengin Kafkas toprakları ve yukarıda bahsettiğimiz Almanların bizi ataletle itham etmeleri(Yavuz Özdemir a.g.e s.299) de diğer sebeplerdendir.
Sarıkamış Harekâtından bahsedildiğinde hepimizin aklına illaki takılmış bir soru daha vardır:Harekâtınneden bahar beklenmeden kış mevsiminde yapıldığı. Aslında yukarda öne sürdüğümüz birçok sebepte dolaylı yoldan da olsa bu sorunun cevabı verildi-iaşe sıkıntısı, Rusların zayıflığı vs.Lakin dikkat edilmesi gereken bir başka husus daha vardır.
İclal-Tunca Örses Arşivinden
Hafız Hakkı Paşa
Mezkur sual 11. Kolordu Komutanı Galip Paşa tarafından büyük ihtimalle planlar hazırlanırken Enver Paşa’ya sorulmuş, yaza erteleme düşüncesi belirtilmiştir, mütalaayı dinleyen Enver Paşa Bronzart Paşaya dönerek üzerinde düşünüldüğü zaman bir çok amili ortaya koyan “Sanki Ruslar bizi o zamana kadar bekleyecek değil mi?” yanıtını vermiştir.
(Ziya Şakir Cihan Harbini Nasıl İdare Ettik s.162)Turan Tan biraz daha açıklayarak “Savaş tek taraflı bir irade ve davranış mahsulü değil ki Türk Ordusu savaşalım diyecek savaş olacak savaşı altı ay erteledim diyecek karşı tarafta madem öyle erteleyelim diyecek. Kaldı ki her gecen zaman aleyhimize işliyor.
Düşman zamanla trenle takviye getirmeye muktedir"(Turan Tan Büyük Felâket s.127)demiştir. Yani yukarıda belirttiğimiz tüm nedenlere ek olarak, savaş inisiyatifinin el değiştirmesini engellemek, kışta yapılacak bir hareketi baskın avantajının olması da neden kış sorusuna birer cevap niteliğindedir.
Gün Gün Sarıkamış İhata Manevrası
Enver Paşa 17 Aralıkta Erzurum'a dönmüştür- Ali İhsan Sabis, Paşa’nın giderken “Ben Erzurum’a gidiyorum ya oradan İstanbul’a dönerim veya seyirci sıfatıyla hareketlerinize bakarım” dediğini iddia etse de (Ali İhsan Sabis a.g.e s.263)Yavuz Özdemir bu iddianın doğruluğunun müphem olduğunu söyler.18 Aralıkta ise 3. Ordu Komutanlığını deruhte eden, verdiği ilk öneriyle Sarıkamış Harekâtının protoplanını oluşturan(Yavuz Özdemir a.g.e s.262) Hasan İzzet Paşa uzlaşılmasına rağmen, harekâtın başlamasına 4 gün varken gönderdiği telgrafta “ Ben bu hareketleri icra için nefsimde kuvvet ve itimat göremediğimden ve esasen fevkalâde bir asabiyet gelerek rahatsız olduğumdan memuriyeti hâzıramdan affımı istirham ederim”( Ali İhsan Sabis a.g.e s.263) ifadelerini kullanmıştır.
Aynı dönemde Ordunun moralinin tam tersi istikamette olduğunu görüyoruz. Ziya Yergök taarruz emrinin erlere iksir gibi geldiğini, hasta olan erlerin bile kalkıp gitmek istediğini söyler.( Ziya Yergök Sarıkamış’tan Esarete s.80-81)Enver Paşa mezkur telgrafı aldıktan sonra Hasankale'ye gelerek 3. Ordu komutanlığını mecburen devralmış, Hasan İzzet Paşa’yı Avusturya- Macaristan genel karargahına göndermiştir.
Başlangıç gününe kadar sükut içinde kalınması söylenmişse de Hafız Hakkı Bey 20 Aralıkta bir keşif taarruzu icra etmiş ve Rusları az da olsa şüphelendirmiştir. Bununla da yetinmemiş 21 Aralıkta yaptığı yetersiz keşifler neticesinde ihata planını kuzeye doğru genişletme talebini iletmiş, 3. Ordu Kumandanlığı öneriye herhangi bir cevap vermemiştir.
İclal-Tunca Örses Arşivinden
( Yavuz Özdemir a.g.e s. 292) Bahsolunan vakıa bir gün kala harekât birliğini olumsuz etkilemiş, kumanda heyetinin net bir tavır takınamamasıda cabası olmuş, manevra bu şekilde başlamıştır. Ruslar ise bu sırada bazı hareketlerden şüphelenmelerine rağmen derin bir gaflet içerisindedirler.(Yavuz Özdemir a.g.e s.295) 22 Aralık 1914 günü sabahı 3. Ordu80.614’ü muharip-muharip sayısı tüfek sayısı üzerinden hesaplanmıştır- 119.029 insan, 31.381 hayvan, 3.459 kılıç, 230 top, 73 makineli tüfek mevcuduyla(Askeri Tarih Belgeleri Sayı:139 s.44, Yavuz Özdemir mevcudu 75.000 muharip olmak üzere 120.000 insan verirken bkz Yavuz Özdemir a.g.e s.274, Ramazan Balcı 94 taburda 75.660’i muharip 112.660 kişi(Ramazan Balcı a.g.e s.140) Fevzi Çakmak ise 87 tabur, 20 süvari bölüğü, 216 top iddiasını savunmaktadır(Fevzi Çakmak a.g.e s.72) taarruza kalktı. 23 Aralık gününe kadar Ruslar Oltu, Narman beldelerinden atılmış, birçok ganimet ve esir alınmıştır.
(Fevzi Çakmak a.g.e s.76) Bir kolordunun bir ila iki haftalık erzak ihtiyacını karşılayabilecek kapasitede olan Oltu beldesi ilhak edilince asker kontrol edilememiş ve elem verici bir yağma yaşanmıştır.
(Ramazan Balcı a.g.e s.151)23 Aralıkta Rus üst düzey yetkilileri Mecingertte bir olağanüstü toplantı gerçekleştirdiler, toplantıda hücum eden Türk kuvvetleri hafife alınmış, manevranın ciddiyeti kavranamamış(General Nikolski Sarıkamış Harekâtı s.21),Berhmann’ın ısrarıylaKöprüköy üzerine tekrar bir taarruza karar kılınmıştır(Maslofski a.g.e s.91-93) - toplantıya,Mişlayevskikendisi Kafkas Genel Valisi Vorontsov Daşkov'un ağır hasta olması nedeniyle ona vekalet etmektedir,(General Nikolski a.g.e s.9)kolordu komutanları Yudenich , Berhmann ve kurmayları katılım sağlamıştır.3. Ordu bugün Ruslar hakkında Sarıkamış'ta sadece bir ihtiyat taburu bulunduğu gibi değerli istihbaratlar elde etmiştir.
İclal-Tunca Örses Arşivinden
(ATASE K.2950 H.7 F.1 -76 1-81, 1-88)Aynı gün yaşanan bir diğer önemli bir gelişme ise Hafız Hakkı Paşa’nın Enver Paşa’ya önerisini yinelemesi ve cevap dahi almadan kendi fikrine göre hareket etmeye başlamasıdır.(Yavuz Özdemir a.g.e s.314)Bu çerçevede 24 Aralık günü 10. Kolordu Pernek Kalesinde kanlı çarpışmalar yaşamış, Fevzi Çakmağın deyişiyle fazlasıyla oyalanmıştır.
Ayrıca Pernek'ten sonra da ordu emrine aykırı hareket etmiş Vartanet mevkii yerine daha kuzeyde olan Kosor mevkiine........
© SiyasetCafe
