menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Siyasal Hıristiyancı’ya güven olur mu?

42 0
28.02.2026

“Hıristiyan milliyetçiler, ABD’nin bir Hıristiyan ülkesi olduğunu söylemeyi sever. Bu sadece tarihsel olarak yanlış veya teolojik olarak küfür değil, aynı zamanda doğru da değildir. Etrafımıza bir bakalım. Burası gerçekten bir Hıristiyan ülkesi olsaydı, öğrencilerin borçlarını affederdik. Burası gerçekten bir Hıristiyan ülkesi olsaydı, herkese ücretsiz sağlık hizmetini garanti ederdik. Burası gerçekten bir Hıristiyan ülkesi olsaydı, tüm eşcinsel komşularımızı severdik. Eğer bu gerçekten bir Hıristiyan ülkesi olsaydı, bu eyaletteki ve bu ülkedeki her çocuğun barınması, beslenmesi, giyinmesi, eğitilmesi ve sigortalanmasını sağlardık. Eğer bu gerçekten bir Hıristiyan ülkesi olsaydı, onu asla bir Hıristiyan ülkesi yapmazdık. Çünkü dostluk sofrasının Budist, Hindu, Yahudi, Müslüman, Sih ve ateist komşularımız da dahil olmak üzere herkese açık olduğunu biliyoruz. İsa istese bir Hıristiyan teokrasisi başlatabilirdi. Ama onun sevgisi buna asla vermezdi. Zira cennete en yakın şey, gücün tüm insanlar arasında gerçekten paylaşıldığı, insanlık tarihinde henüz var olmayan, çok ırklı, çok kültürlü bir demokrasidir.”

“Rumi, her dinin sevgiye sahip olduğunu, ancak sevginin dininin olmadığını söylemiştir. Tanrı, insan kategorilerinden çok daha büyüktür. Tanrı, Presbiteryen değildir. Tanrı, Hristiyan değildir. Tanrı, bir isim değildir. Tanrı, bir fiildir. Tanrı, bir varlık değildir. Tanrı “varlık”tır. Tanrı sevgidir. İşte bu yüzden İsa, komşular arasındaki sevgiye engel olan her şeye, din dahil, karşıdır. Bu yüzden her zaman dini kuralları çiğner. Bu yüzden her zaman dini otoritelerle sorun yaşar. Bu yüzden günahkarların İsa Mesih’i göreceklerini söyler. İsa, dünyaya bir Hıristiyan ulusu kurmak için gelmedi.”

Bu sözlerin de bir Pazar günü yankılandığı St. Andrew’s Presbiteryen Kilisesi sadece Teksas’ın değil; büyük ihtimalle ABD’nin de en ilginç vaazlarına ev sahipliği yapan mabetlerinden biri. Trump’ın polislerinden kaçan göçmenlerin sığınabildiği, Müslümanların gelip ibadet edebildiği, eşcinsellerin dini törenle evlenebildiği bu kilise Trumpçıların yoğun olduğu Teksas eyaletinde aktif bir muhalefet cephesi. Kilise Trump’ın eşcinsellere yönelik hak kısıtlayıcı hamlelerine karşı gökkuşağı bayrakları asıyor, her türlü hamlesini kurumsal olarak eleştiriyor, özellikle göçmen hakları konusunda sayısız kampanyaya imza atıyor.

Kilise cemaatinin lideri ise Rahip Jim Rigby. Rigby özellikle göçmen hakları konusunda protestolara ve meclis işgallerine katılan, sık sık gözaltına alınan aktif bir din adamı. Amerika’da eşcinsel evlilik resmileşmeden önce kilisede eşcinsel çiftleri dini nikahla evlendirmesiyle gündeme gelen Rigby, sadece yıllardır Teksas’ın Demokrat eğilimli metropol kenti Austin’de cemaatini adım adım büyütmekle kalmamış, aynı zamanda birçok gence de el vererek yeni vaizler yetiştirmiş. Başka kiliselerin kapısından bile girmeye korkan veya daha sert bir dini yorum karşısında dinden soğuyabilecek genç kadınlar, eşcinseller dini eğitimden geçerek vaiz olmuş; Rigby ile birlikte kilise yönetiminde yer almışlar.

ABD ve dünyadaki belki de birçok kiliseyi şaşırtabilecek bu kilisenin vaizlerden en yetenekli ve popüleri ise 36 yaşındaki James Talarico. Küçük yaştan beri annesiyle birlikte kilise cemaatinin aktif bir üyesi olan Talarico, bu sene vaizlik eğitimini tamamladı ve Pazar günleri siyaset ve insan hakları temalı vaazlar vermeye başladı. Fakat Talarico’nun vaazları kilisedeki diğer ilginç din insanlarının vaazlarından çok daha ilginç.

Zira Pazar günleri dini vaazlar veren James Talarico, haftanın geri kalan günlerinde yüksek profilli bir Demokrat Partili siyasetçi ve 2026 ara seçimlerinin kaderini belirleyecek, belki de Trump’ın azledilmesini sağlayacak olan bir senatör aday adayı. Popüler tabirle “dini siyasete alet eden” ve bunu da çok özgün bir şekilde yapan zeki bir hatip.

Teksas’ın mavisi, Demokrat’ın dindarı

Bekar bir anne tarafından yetiştirilen James Talarico, lisans eğitimini Texas’ta, yüksek lisansını ise eğitim bilimleri üzerine Harvard Üniversitesi’nde yapmış, mezun olduktan sonra memleketine dönüp bir ortaokulda İngilizce edebiyat öğretmenliğine başlamış bir idealist. Genç “çalıkuşu” özellikle göçmen kökenli öğrencilere destek olmuş, akran zorbalığına karşı birçok çocuğu korumuş, çalıştığı öğrencilerde iz bırakmış. İki senelik öğretmenlik kariyerinin ardından yoksul mahallelerdeki okullara teknolojik araçların verilmesi için faaliyet gösteren bir STK’nın başına geçen Talarico, bütün bu kariyeri boyunca annesiyle gitmeye başladığı kilise cemaati içerisinde aktif rol oynamış, dini eğitimlerini mesai saatleri dışında ihmal etmemiş.

Talarico’nun din........

© Serbestiyet