menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Orbán’ın kurdu nasıl özünden çıktı?

67 0
18.04.2026

“Pek fazla seçeneğim yok. Mahvolduk. Her şeyi berbat ettik. Hiçbir Avrupa ülkesi bizim kadar saçmalamadı. Halka son birkaç yıldır yalan söylüyoruz. Söylediklerimizin hiçbiri doğru değil. Seçimleri kazanmak dışında gurur duyacağımız hiçbir şey yok. Halka hesap vermek zorunda kalırsak ne diyebiliriz? Hiçbir şey.”

 Macaristan’ın sosyal demokrat başbakanı Ferenc Gyurcsány bu sözleri elbette içini döküp rahatladığı bir terapi seansında veya zamanının ötesinde bir özeleştiri konuşmasında sarf etmemişti. 2006 seçimlerini %1 farkla merkez sağcı liberal Orbán’ı yenerek kıl payı kazanan Gyurcsány, buruk zaferinin ardından sosyal demokrat arkadaşlarıyla bir değerlendirme toplantısı yapmıştı.

Geçmişte bir dönem başbakanlık yapan Orbán’ın ardından göreve gelen ve post-komünist dönemin kronik sorunlarını çözmeye çalışan sosyal demokrat başbakan çaresizliğini bu sözlerle yoldaşlarına aktarmıştı.

Tabii sözlerinin kayda alınıp basına sızdırılacağından haberi yoktu.

Nitekim bu sözlerin basına sızmasının ardından Orbán’ın kıl payı seçim hezimeti yaşayan destekçileri sokağa çıkmış, binlerce kişinin katıldığı gösteriler düzenlemişti. Özellikle gençler ön saflardaydı. Polis şiddeti çok yoğundu. Göstericiler dövülüyor, meydanlar barikatlarla çevriliyor, Macarlar komünist dönemi andıracak bir şiddetle karşı karşıya geliyordu.

Komünist dönemde Sovyetlerin da desteğiyle protestoların bastırıldığı, muhaliflerin susturulduğu günlerin hatırasının taze olduğu Macaristan’ın sol partilere olan güveni iyice sarsılmış; protestolardan sonraki 2010 seçimlerinde Orbán’ın partisi Fidesz seçimleri 2/3 ile kazanmış, anayasayı tek başına değiştirecek çoğunluğa ulaşmış, bir daha da seçimleri kaybetmemişti.

Orbán’ın ilk işi anayasayı ve seçim sistemini değiştirmek, hain olarak gördüğü, destekçilerini döven solcuları ve “eski komünistleri” iktidardan uzaklaştırmak için tüm kuralları lehine çevirmek olmuştu.

2006’da sokakta polis tarafından dövülen birçok genç üniversite öğrencisi, solculara duydukları öfke, Orbán’a duydukları hayranlık ile iktidarın sağladığı imkânlardan yararlanmaya başladı. Daha öncesinde koltuğunu kaybetme tecrübesi yaşayan Orbán bu sefer seçimleri bir daha kaybetmemek adına çok daha stratejik hareket etti: devlet medyasını, kamu sektörünü tamamen ele geçirdi, her türlü kritik konuma kendi adamlarını atadı, Anayasa Mahkemesi yargıçlarını değiştirdi, sistemde ne kadar denge ve denetleyici güç varsa hepsini eritti. Sadece kamuyu değil, özel sektörü de teşvikler ve cezalarla dizayn etti, kendi partisine yakın isimlerin önünü açtı, özel sektör de dolaylı yoldan Orbán rejiminin kontrolüne geçti.

Bir daha koltuğu bırakmamak ve destekçilerini polise dövdürmemek isteyen Orbán’ın kurduğu bu rejime sırtını dayayanlardan biri de 2006 gösterilerinin baş aktörlerinden genç hukukçu Péter Magyar’dı.

Muhafazakâr elit bir aileden gelen Péter Magyar, önce Orbán rejimi içerisinde yükseldi, itibar ve servet elde etti; ardından köprüleri yakıp basamaklarında teker teker yükseldiği rejimi yıkmak için kolları sıvadı.

Her dramatik hikâyede olduğu gibi Macaristan’da da ağacın kurdu özünden çıktı.

Péter Magyar, muhafazakar sağ için önemli bir ailenin çocuğu. Annesi de babası da üst düzey görevlerde rol almış hukukçu. Büyük amcası Macaristan sağı için önemli biri olan eski Cumhurbaşkanı Ferenc Madi. Dedesi ise eski bir Yüksek Mahkeme yargıcı. Annesi de Yüksek Mahkeme’de görev yapmış bir hukukçu. Magyar, sağcı hukukçular arasında büyüyen ve en başından beri devlette görev alacağının bilinciyle yetişmiş elit bir ailenin karizmatik “prensi”. Soyadı ve aile birikiminin, Orbán rejiminde hızlıca yükselmesinde kolaylık sağladığı aşikar.

Nitekim Orbán iktidara gelir gelmez Dışişleri Bakanlığı’nda diplomat olarak işe girdi, özellikle başbakanlık ile Avrupa Birliği arasında mekik dokuyan önemli bir isme dönüştü. Sokak gösterilerinde ön plana çıkan biri olduğu ve soyadının verdiği ağırlıkla sadece diplomatik konumlarda değil, rejim için kilit noktalarda da görev aldı. Macaristan Kalkınma Bankası’nda AB Hukuku direktörlüğü ve özellikle genç seçmenin rızasını kazanmak için siyasi bir şekilde kullanılan Öğrenci Kredi Merkezi’nin CEO’luğu bu tür görevlere en büyük örnekler. Yine Orbán’a yakın kişiler tarafından kurulan ve kamu fonu desteği alan birçok şirketin yönetim kurulu üyeliklerine de atanan Magyar, rejime olan sadakatinin karşılığında cebini doldurmaya, itibarını pekiştirmeye devam etti.

Kendisi gibi sıkı Orbán destekçisi olan Judit Varga da 2019’da Adalet Bakanı olarak göreve başlamıştı. House of Cards dizisini aratmayacak bir siyasi ve ekonomik nüfuz elde eden bu hırslı çift, Budapeşte’nin en havalı ve güçlü “couple”ı olmuştu.

Budapeşte’nin altın musluklarını tutan bu çiftin sonu da en az House of Cards dizisi kadar olaylı bitti.

Ve Magyar’ın evliliğinin sonu, ne trajik ki Orbán rejiminin de sonunu getirdi.

Boşanma nafakası olarak başbakanlık

Magyar 2023’te çok radikal kararlar aldı. Önce eşinden boşandı,........

© Serbestiyet