menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mikail’in vedası, Trump’ın incilerini nasıl döktü?

66 0
14.03.2026

Mikail Mirdoraghi, ABD ve İsrail’in İran’da düzenlediği hava saldırılarında katledilen onlarca Minablı ilkokul öğrencisinden sadece biri. Dünyadaki milyonlarca anne gibi oğlunun suluğunu, gıda çantasını hazırlayıp duasını edip el sallayarak uğurlayan annesi, okul bitişinde Berlin’deki, Londra’daki, New York’taki birçok annenin aksine çocuğunun bombalar altında parçalanmış cansız bedenini karşılamıştı.

Mikail’in ölümü en az diğer çocuklar kadar acı, ama toplu mezarlara gömülen diğer sıra arkadaşlarının aksine bir ismi var.

Çünkü annesi bir televizyon kanalına bağlanıp oğluyla geçirdiği son gecenin hikayesini, kendisine “anne yaptığın yemek cennet gibi” demesini ve okula giderken çektiği son fotoğrafını paylaştı. Oğlunu “insanlaştırdı”. Acılı anne, İran’da, Ortadoğu’da, Batı dışında katledilenlerin de “insan” olduğunu tüm dünyaya hatırlattı.

Belki de farkında olmadan oğlunu bir “zaiyat” olarak gören katliam çarkına çomak soktu.

Zira Trump’ı destekleyen Cumhuriyetçilerin ekranlara çıkıp “büyüselerdi çarşaf giyeceklerdi zaten”, İsrail’in sözde ana muhalefet lideri Yair Lapid’in “savaşta böyle şeyler olur” diyerek meşrulaştırmaya, Trump’ın kendi ülkesinin medya organlarının ve askeri uzmanlarının araştırmalarına rağmen sorumluluğu reddetmeye, küçültmeye çalıştığı bu korkunç çocuk katliamının arka planında aslında tam da Mikail ve arkadaşlarının “insan” gibi görülmemesi yatıyor.

İsrail, Gazze soykırımını yapay zeka desteğiyle işlemiş; Hamasçı olarak tanımladığı hedeflerini hata oranı yüksek yapay zeka uygulamalarıyla soyut metrikleri somutlaştırmaya çalışarak oluşturmuş, soykırımın ilk günlerinde yapay zekanın seçtiği oluşturduğu listeleri bu kişilerin ailesiyle birlikte uyuduğu saatlerde vurulmasını sağlayan başka bir yapay zeka uygulamasıyla hedef almıştı. Yapay zekanın seçtiği hedeflerin aile konutuna girdiğini ve uyuduğunu haber veren uygulamanın adı ise katliamla dalga geçercesine “Babacık Nerede?” konmuştu. Bu yüzden soykırımın ilk günlerinde aynı soyadlı onlarca insan topluca bir şekilde öldürülüyor, aileler birlikte yok ediliyordu.

İsrail’in Gazze soykırımında geliştirdiği bu yapay zeka savaş teknolojisi ise şimdi İran’da kullanılıyor. Amerikan medyasının haberlerine göre, Beyaz Saray Anthropic gibi yapay zeka şirketlerinin geliştirdiği araçlarla vuracağı hedefleri seçiyor, bu seçimi yapay zekaya yaptırarak süreci hızlandırıyor. Yapay zeka uygulamalarının ise bu süreçlerde hangi metrikle hareket ettiği, sivil hedeflerin vurulmasını ne kadar dikkate aldığı meçhul.

Özellikle Tahran’da adı “Polis Parkı” olan bir yeşil alanın vurulması, Minab’ta katledilen öğrencilerin okuduğu okulun yıllar önce kapatılan bir Devrim Muhafızı üssünün içinde bulunması, üstün körü önüne konan haritaya bakan bir yapay zeka ile hedef seçildiğinin göstergelerinden biri. Bu durum ABD’nin ve İsrail’in sorumluluğunu azaltan değil, aksine artıran bir şey. Zira hata payı yüksek, ordu için mekanizmaların denetiminden geçmemiş, işin en kötüsü, karşı tarafın sivillerini, çocuklarını vurulduğu zaman önemsemeyecek, meşru ve geçerli bir “zaiyat” olarak gören bir katliam makinesinin oluşturulduğunun kanıtı. Sivillerin hedef alınmasının kanıksanmasıyla oluşturulabilecek hızlı hareket eden, bombalamayı otomatize eden ve hedefi seçen kişinin “yapay zekâ seçti zaten” diyerek küçük de olsa hissedebileceği vicdani sorumluluğu azaltan sinsi bir silah.

Fakat bu silah aslında, ABD ve İsrail’in zihniyetinin de bir özeti. Sadece karşı tarafı insan gibi görmemek değil; karşı tarafı küçümsemek, masa başındaki raporları, soğuk analizleri, ezberleri dikkate alırken önündeki gerçekliği, karşı tarafın gücünü ve kendi zafiyetlerini kestirememek.

Nitekim Trump ve Netanyahu’nun başlattığı İran savaşı da bu zihniyetin afişe olduğu büyük bir fiyaskoya dönüştü bile.

Trump’ın ilk günden “rejim değişikliği” olarak amacını çizdiği, Hamaney’in öldürülmesinin ardından dağılmasını beklediği; Netanyahu’nun kendi ülkelerinin bombalanmasını, çocukların öldürülmesini kutlayan Los Angeles diasporası alkışları eşliğinde Şah’ın devrik oğlunu tahta hazırladığı İran savaşın ikinci haftasında yıkılmadı, yeni bir Hamaney’i ruhani lider seçti.

En çarpıcı an ise dün (13 Mart 2026)........

© Serbestiyet