menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Devrimin şanlı yolunda kısa bir mola: Venezuela’nın kesik damarları, NATO’nun Münih şöleni

53 5
14.02.2026

6 Nisan 1976 tarihinde, Amerikan ekonomisinin kalbinin attığı Wall Street sakini zengin iş insanları her sabah olduğu gibi kahveleri eşliğinde okudukları The New York Times’in finans bölümünü açtıklarında büyük bir şaşkınlık yaşadılar. Dünya çapında faaliyet gösteren cam imalat şirketi Owens-Illinois, 6,432 dolar karşılığında gazetenin 59. sayfasında yarım sayfalık 1,200 kelimelik geniş bir ilan vermişti. Fakat gazetenin okurlarını da şaşırttığı üzere bu ilan ne şirket ne de ürettiği camların kalitesi üzerineydi.

İlan “Venezuela halkına” duyurusuyla başlıyor, çok sert bir kapitalizm ve sömürgecilik eleştirisi içeriyor, Filistin ve Vietnam halklarına yollanan devrimci bir selamla bitiyordu.

Owens-Illinois, Devrimci Sol Hareket adındaki Venezuelalı silahlı bir örgütün siyasi manifestosunu yarım sayfa ilan vermişti. Sadece New York Times değil, The Times of London ve Le Monde gazetelerinde de bu ilanı yayınlayan şirket elbette aniden komünist devrim propagandası yapmaya karar vermemişti.

Devrimci Sol Hareket iki ay önce, Venezuela’daki Amerikan yanlısı hükümetin yakın olduğu Owens-Illinois şirketinin bölge müdürü olan Amerikalı William Frank Niehous’un evini basmış, Amerikalı adam ve eşini bayıltmış, ardından genç iş adamını kaçırmıştı. Örgütün Niehous’un serbest bırakılması için ileri sürdüğü üç talep vardı: 3.5 milyon dolarlık fidye, yoksullara gıda dağıtılması ve Owens-Illinois’in siyasi manifestolarını dünya gazetelerinde yayınlaması.

Venezuela hükümetinin solcu militanlara taviz vermek istememesi üzerine şirket inisiyatif alarak manifestoyu gazetelerde yayınlamış, öfkelenen Venezuela hükümeti Niehous’u kaçıranlar ile iletişimi kesmiş, ülkede 25 milyon dolarlık yatırımı olan Owens-Illinois’i tesislerini, fabrikalarını kamulaştırma kararı almakla tehdit etmişti.

Şirketin kendisini eleştiren bir manifestoyu dünya medyasında yayınlamasına öfkelenen Venezuela hükümeti her ne kadar arama çalışmalarının hızını düşürse de üç sene boyunca solcu aktivistlerin peşinde düşmüş, akademisyenler siyasetçiler dahil birçok ismi tutuklamış, fakat Amerikalı iş adamının izine rastlamamıştı veya rastlamak istememişti.

Niehous, tam üç sene sonra sığır hırsızlarını arayan yerel bir polis tarafından küçük bir kulübede zincirlenmiş bir şekilde tesadüfen bulunmuştu. Niehous üç seneyi kendisini kaçıranlarla sohbet ederek, Marksizm üzerine münazara yaparak ve poker oynayarak geçirmiş; sığır hırsızlarını kovalayan polisler tarafından tesadüfen kurtarılmıştı. Niehous’u kaçıranlar da böylece yakalanmış ve korkunç işkencelerle maruz bırakılarak sorgulanmaya başlamıştı.

Amerikalı iş adamını kaçıranlar Marksistlerden biri de Jorge Antonio Rodríguez’di. 34 yaşındaki genç adam, 1976 yılındaki soruşturma sırasında yakalanmış, Niehous’un yerini söylemeyi ve isim vermeyi reddetmiş, sorgulamada polis tarafından işkenceyle öldürülmüştü. Resmi kayıtlara “kalp krizi geçirdi” notu düşülmüş, halktan gelen tepki üzerine dört polis memuru 11 yıl hapis cezası almış, Rodríguez özellikle solcular için önemli bir “devrim şehidine” dönüşmüştü.

Rodríguez’in küçük yaşta yetim kalan iki çocuğu da daha sonrasında sosyalist Venezuela’nın en önemli iki siyasetçisinden biri haline geldi: geçici devlet başkanlığına yükselen Delcy Rodríguez ve Ulusal Meclis başkanı Jorge Rodríguez.

Ne ilginç ki babalarının bir devrim şehidine, kendilerinin ise sosyalist hareket için önemli birer figüre dönüşmesine sebep olduğu gibi Rodríguez kardeşleri de bugün “sosyalist Bolivarcı” Venezeula’nın başına getiren de yine bir kaçırma vakası oldu.

Rodríguez kardeşler, kameralar önünde Eduardo Galeano’dan Latin Amerika’nın Kesik Damarları tadında “yüreği solda” atan romantik şiirler okurken arka kapıda Trump yönetimi ve Amerikalı petrol şirketleri ile el sıkıştı; Trump yönetimi bir gece ansızın Maduro’nun konutunu bastı ve eşiyle birlikte Venezuela Cumhurbaşkanı’nı kaçırdı, Delcy Rodríguez ise anayasa gereğince devlet başkanı oldu.

Delcy Rodríguez önce tutkulu bir konuşma yaptı, ardından ilk iş olarak Maduro’nun kaçırılmasını organize eden CIA Başkanı’nı resmi törenle ağırladı, bu hafta ise Trump’ın esas derdi olan petrol ticaretini çözmek amacıyla ülkesine gelen Amerikan Enerji Bakanı ile petrol tesislerini gezdi.

Bolivarcı devrimin sıkı ilkeleri, katı ideolojilerine kısa bir mola verildi; devrimin çocukları koltuklarını korumak adına en nefret ettikleri düşman ile her şeyin metalaştığı nobran bir al-ver masasına oturdu.

Bugüne kadar rejimin devamlılığı için en kritik makamlarda en kritik kararları alan Delcy Rodríguez, Trump Amerikası karşısına bu sefer bir “devrim şehidinin” mirasçısı değil, pragmatik bir tüccar gibi oturdu.

Önce kendi başkanını sattı, ardından da katı ilkelerini.

Maduro’nun kaçırılmasının ardından suya düşen sadece Amerika’yı ülkesini işgal etmeye çağırdığı kampanyası sonucu Nobel Barış Ödülü alan muhalif lider Machado’nun hayalleri değil, aynı zamanda klasik Amerikan dış politikasıydı da. Trump, Machado’nun Nobel ödülünü alıp Beyaz Saray’ın arka kapısından eline hediye eşya poşeti vererek........

© Serbestiyet