menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çekecek filmi, söyleyecek şarkısı, gidecek yeri kalmayanların diyarı

20 0
19.09.2026

Çektikleri belgesel 24 dakika boyunca ayakta alkışlandı. Venedik Film Festivali jüri özel ödülünü kazandı. Fakat memleketlerinin kendilerine hediyesi ölüm tehditleri oldu. Genelkurmay başkanı işi gücü bırakıp genç yönetmenleri kınadı, başbakan vatandaşlıklarını iptal etmek için özel yasa çıkaracaklarını duyurdu. Ülkelerine can güvenliği endişesiyle dönemediler. Pek de haksız sayılmazlar. Zira ailelerinin evlerinin önünde öfkeli kalabalıklar “hainlere ölüm” sloganları ve mini idam sehpalarıyla bekliyor, belgeseli övenleri sokaklarda kovalıyor.

Sol muhalefet bile korkudan yönetmenlere sahip çıkmadı, çıkamadı. Solcusundan sağcısına, muhafazakarından liberaline herkes ulusal bir uzlaşı içerisinde yönetmen kınama yarışına girdi. Yaklaşan seçimlerin en büyük meselelerinden biri genç yönetmenlerden intikamın nasıl alınacağı: Vatandaşlıktan mı çıkarılsınlar? Yoksa malvarlıklarına mı el konulsun? Ya da hapse mi atılsınlar?

Çok değil 3-4 sene önce herhangi bir ülkede kaynatılsa ABD ve Almanya Dışişleri Bakanlıklarının kınama yarışına girecekleri bu cadı kazanı son birkaç haftadır İsrail’de fokurduyor.

Ne trajik ki, neredeyse hiçbir Batı ülkesinden tepki yok. Bir kısmı zaten rutine bağladı; durmadan İsrail’i kınıyor, yaşananlara artık şaşırmıyor. Yeni bir açıklamanın etkisinin olmadığını da görüyor, kozunu Filistin’de yaşanan katliamlara saklıyorlar. Almanya ve ABD gibi ülkeler ise zaten İsrail’in en sıkı destekçisi. Kendi ülkelerinde İsrail’i eleştiren sanatçılara, aktivistlere hatta İsrail karşıtı Yahudilere bile benzer zulümler yaşatıyorlar. Sergiler yasaklanıyor, göstericiler dövülüyor, vizeler iptal edilip insanlar sınır dışı ediliyor.

Ve evet, İsrail uğruna evrensel değerlerin rafa kaldırılmasının bu haftaki kurbanı İsrailli Yahudi yönetmenler Yuval Abraham ve Rachel Szor’du.

Genç yönetmenler, İbranice sivil zaiyatın kısaltmasına denk gelen NAZA adlı belgeselde 24 İsrailli askerlerle anonim söyleşi yaptı. Bir gece vakti Tel Aviv’in çatılarına çıkan askerler, Gazze’de nasıl toplu bir şekilde sivilleri öldürdüklerini anlattı. İsrail’in sivilleri öldürmesi yeni bir haber değil. Fakat Yuval Abraham’ın belgeseli yeni bir eşik. Daha önce araştırmacı gazeteci kimliğiyle İsrail’in yapay zeka kullanarak toplu bir şekilde sivilleri katletmesini haberleştiren Yuval Abraham, İsrail ordusunun hiyerarşik kararlarla sivilleri doğrudan hedef aldığına dair itirafları ekrana taşıyor. Sadece bir Hamas üyesi için 500 sivilin “zayiât” olarak kabul edilip katledilmesi sadece bir örnek. Filmde konuşanların İsrail askerleri olması da farklı bir boyut. Belgesel henüz vizyona girmedi, fakat bir savaş suçu mahkemesinin iddianamesinde kullanılacak kadar hayati bir eser. Adeta bir suç delili.

Yuval Abraham daha önce de “No Other Land” belgeseliyle Altın Ayı ödülü alıp ülkesinde linç edilmişti. Fakat önceki belgeseli İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria’daki zulmüyle ilgiliydi. Bu kez İsrail destekçilerinin bile yaptırım uygulanmasını savunduğu yerleşimcileri değil, doğrudan İsrail devletini ve ordusunu hedef alan bir eserle karşımızda.

Yuval Abraham ve Rachel Szor, ülkelerine bir daha asla dönemeyebilir. Hatta vatandaşlıklarını da kaybedebilir. Aileleri bile ülkelerini terk etmek zorunda kalabilir. İsrail’de özellikle gençler arasında giderek yükselen aşırı sağ partiler, Netanyahu’nun oyu azalsa da kurulacak koalisyonun faşist politikaları artırarak devam ettirmesi büyük bir olasılık.

Amerika’nın da İsrail’i eleştirenlere uyguladığı vize kısıtlamalarını dikkate alınca, iki genç yönetmenin dünyada gidecekleri, fikirlerini özgürce film çekebilecekleri ülkeler pek fazla sayılmaz.

Cesur bir işe imza attılar. Gazzeli yetim çocuklardan teşekkür videosu alacak kadar önemli bir iş yaptılar.

Fakat bir gecede yersiz yurtsuz kaldılar.

Yaşadıkları mağduriyet hiçbir zaman aynı olmayacaksa da haklarını savundukları Filistinliler gibi “yerlerinden edilmeleri” isteniyor.

İsrail devletine göre iki genç Yahudi yönetmen de “antisemit” ve “kendinden nefret eden hain Yahudi”.

Yuval ve Rachel’in kameraları kapatılmaya çalışılırken, binlerce kilometre uzakta bir rapçinin elinden mikrofonu nobranca alındı.

Apolitik naifliğin gerçek yüzü

Macklemore uzun bir süredir Filistin’i gündeme getiren Amerikalı........

© Serbestiyet