menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Acemoğlu Daron Hoca, The Economist’in bozuk ayarlarıyla nasıl oynadı?

37 0
30.08.2026

“Hakkımdaki ‘tuhaf biçimde ikna edici olmadığım’ yönündeki temel eleştiriniz, birkaç kadeh içkinin ardından hakkımdaki samimi fikirlerini açıkladıkları söylenen anonim ekonomistlere dayanıyor. Gerçekleri ortaya çıkarmak için kendilerine içki ısmarlanan kişilerin hiçbiri isimleriyle belirtilmiyor. Ben de size, ‘Birkaç kadehten sonra çoğu insan bana derginizin artık abone olmaya değmediğini söylüyor’ diye bir mektup göndersem bunu yayımlar mıydınız?”

İçki masasında ülke meselelerini konuşmanın karşılıklı suçlamalara dönüştüğü bu polemik, geniş halk kitlelerine ulaşmaya çalışan solcuların birbirini yıprattığı bir parti kurultayında sarf edilmedi.

Dünyanın en çok atıf alan ekonomistlerinden Nobel ödüllü Daron Acemoğlu, kendisi hakkında karalama kampanyası başlatan The Economist’e yine derginin kendi sayfalarından bu sert çıkışla yanıt verdi.

The Economist, düzenli olarak akademisyenleri konu edinen hakemli bir akademik dergi değil. Liberal dünya görüşünü savunan, liberalizmi kendi yorumuyla bir ideoloji olarak yaptığı her haber ve söyleşide vurgulayan ve en önemlisi, bu ideolojisi doğrultusunda seçimlerde, dünyada yaşanan çeşitli olaylarda taraf açıklayan aktivist bir dergi.

Özellikle son 4-5 senedir, Trump’ın yeniden seçilmesi, teknopat Silikon Vadisi iş insanlarının güç kazanması, İsrail’e yönelik tepkilerin artması ve en önemlisi solun yükselmesi karşısında katı ideolojisinden taviz vermediği için içerik kalitesi giderek düşüyor.

Daron Acemoğlu ise The Economist, son senelerde uğruna bayraktarlığını yaptığı ne kadar saçmalık varsa ondan uzaklaşan bir ekonomist.

The Economist de, Daron Acemoğlu da liberal.

Dünyanın ve özellikle de Batılı bir derginin bağrımızdan çıkan bir akademisyeni hedef göstermesiyle Türkiye’nin yakından takip ettiği bu polemik bu yüzden aslında bir iç savaş.

Bu iç savaş sadece liberalizmin değil, Batılı elitlerin de kaderini belirleyecek denli önemli.

Zira Daron Acemoğlu, sadece Economist’e haddini bildirmekle kalmadı; “Hangi Liberal Demokrasi?” kitabıyla liberalizme son bir çıkış kapısı daha sundu.

Daron Hoca’nın reçetesi: Biraz vicdan, biraz izan

1967 yılında İstanbul’da doğan Daron Acemoğlu dünyanın en ünlü ekonomistlerinden. Kadıköy’deki Aramyan Uncuyan Ermeni İlkokulu’ndan sonra Galatasaray Lisesi’ni kazandı. Lisans ve yüksek lisansını York Üniversitesi’nde yaptı ve bir daha Türkiye’ye temelli dönmedi. Doktorasını London School of Economics’te tamamladı. 25 yaşında doktor oldu.

1998’den beri ise MİT Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Belki halihazırda zirvesinde olduğu kariyerinin dönüm noktası değil ama resmen “taç giydiği” an, 2024 Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazanmasıydı.

Yazdığı kitaplar ve makalelerle dünyanın en çok atıf alan ve saygı duyulan ekonomistlerinden biri.

Ekonomi ve siyaset bilimini buluşturduğu eserleriyle meşhur. Kapsayıcı ve güçlü kurumların ve sivil toplumun ekonomik gelişimi doğurduğunu, iyi bir ekonominin iyi bir demokrasiye ihtiyaç duyduğunu savunuyor. Bugüne kadar Acemoğlu külliyatı birçok farklı açıdan bol bol eleştirilmişti.

Sol çevreler, özellikle Trump’ın başkan seçilmesiyle, Amerika’nın övülen güçlü kurumlarının performansını sorgulamış; Batı’da yaşanan her antidemokratik gelişmede oklar Acemoğlu’na çevrilmişti.

Bazıları ise Acemoğlu’nun kapsayıcı ve demokratik kurumların olmadığı Çin gibi alternatif büyüme modellerini yeterince ele almadığını vurguluyordu.

Daron Acemoğlu, eğer pek huzurunu kaçırmak istemeseydi Nobel Ödülü’nü aldıktan sonra birçok Batılı akademisyen gibi zaman durmuşçasına aynı argümanları sıralayıp imza günleri düzenleyip Economist’in hedefine girmeden hayatına devam edebilirdi.

Her sene “merkez siyaset çözüm”, “yükselen sol da tehlikeli” gibi tipik argümanlarla geleneksel New York Times söyleşilerini verir; 90’ların iyimser Fukuyama liberalleri gibi belirli kalıpları farklı olaylarla bezeyerek tekrarlayabilirdi.

Fakat Daron Acemoğlu’nun hayata ve dünyaya dair bir derdi olsa gerek ki bunu elinin tersiyle itti. Son zamanlarda özellikle sosyal liberalizm veya sosyal demokrasiye yakın bir pozisyondayken yapay zekâ lobisine ve klasik liberalizme karşı ciddi argümanlar üretmeye başladı; yükselen sol ve aşırı sağ karşısında merkez siyasetin renksizliğine ciddi bir alternatif sundu.

Acemoğlu son kitabında krize giren liberalizme sunduğu en güncel çare ise: “işçi sınıfı liberalizmi”.

Daron Hoca’ya göre liberalizm, ortak refah, özgürlük gibi temel vaatlerini son zamanlarda karşılamıyor. Özellikle kültür savaşlarını önceleyen eğitimli üniversite mezunlarının liderliğini yaptığı liberalizm, işçi sınıfını aşırı sağa terk etmiş durumda.........

© Serbestiyet