İki CHP
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin 21 Mayıs 2026 tarihinde verdiği “mutlak butlan” kararından sonra, gündem tamamıyla CHP’ye kaydı. On gündür CHP’den başka bir konuda sohbet edilemez oldu. Normaldir; bir ülkenin ana muhalefet partisini yasa görünümlü ayak oyunlarıyla saf dışı etmeye dönük böylesi bir karar verildiğinde, mecburun bütün dikkatler o karara maruz kalan partiye yönelir ve hem o partinin hem de o parti üzerinden memleketin ahvali masaya yatırılır.
Söz konusu kararın ayan beyan ortada olan hukuk dışılığı hakkında çok yazıldı, çok çizildi, çok konuşuldu. Dolayısıyla teknik hukuki ayrıntıların üzerine bir kez daha eğilmeye gerek yok. Belki bir hatırlatma babında; Türkiye’de yarım asırdan fazla bir süredir kurulmaya ve korunmaya çalışılan seçim yargısını tartışır hale getiren ve hukuki güvenilirlik ilkesini yerle yeksan eden bir karar ile karşıya olduğumuz söylenebilir. Tıpkı Erdoğan’a hapis cezası verilmesinde, 367 kararında, AK Parti’ye kapatma davası açılmasında ve 2019 İstanbul seçimlerinin iptal edilmesinde olduğu gibi, apaçık bir yargı darbesi bu; gerisi lafügüzaf.
Bu itibarla, kurallar arasında gidip gelmek ve tartışmayı hukuka boğmak, hadisenin aslının perdelenmesine hizmet eder. Zira tamamen hukuki kılıf giydirilmiş siyasi bir karar var meydanda; binaenaleyh buna yönelik değerlendirmeler, cevaplar ve mücadeleler de evvelemirde siyasi olmak mecburiyetinde.
Mutlak butlan kararı, iktidarın muhalefeti yargı eliyle düzenlemede hiçbir sınır tanımadığının net bir göstergesi. Dün rakipleri AK Parti’nin önünü kesmek için hukuku bir araç olarak kullanıyordu. Bugün ise AK Parti, rakiplerini saf dışı etmek için aynı yönteme –ve hatta fazlasıyla- başvuruyor. AK Parti gözünü karartmış; o sebeple dün şekvacı olduğu uygulamaların bugün icrası olmakta bir beis........
