menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fransa’da “askerî vaiz” krizi: Bir paraşütçü alayının hafızası ve tarihin ironik kıvrımları

11 0
22.09.2026

Fransa iki gündür Romain Ghandour adında bir askerî vaizin geçtiğimiz yılın ekim ayında Carcassonne katedralindeki “Saint-Michel” âyini kapsamında 3’üncü Deniz Piyade Paraşüt Alayı’na verdiği vaazı konuşuyor.

Ghandour’un verdiği vaazın yaklaşık 2,5 dakikalık bir kesiti, tam da Papa XIV. Leo’nun Fransa’ya yapacağı resmî ziyarete birkaç gün kala, haftalık hiciv gazetesi Le Canard Enchaîné tarafından yayımlandı. Söz konusu kısa kesitte Ghandour, günümüz radikal-sağın akla hayâle gelebilecek neredeyse tüm kalıp ve klişelerini sığdırmış.

Şöyle diyor askerî vaiz:

“Katedralden çıktığınızda bazı isimler görürsünüz – Fransa’nın güzel bir ülke olması için savaşmış erkek ve kadınların isimlerini. Bunlar mimarların katedraller, bazilikalar, şehirler,  şatolar inşâ etmeye devam etmeleri için düşmüş isimlerdir. Fakat biz şövalyeler yerine, kâbiliyetsizleri öne çıkarıyoruz. Tohum yiyicilerini, ahlâkçılık yapanları, ideologları öne çıkarıyoruz. Fransa bu mudur? Ben sizi savaşmaya, – benim bu âyinde yaptığım gibi – kanaatlerinizi cesaretle özümsemeye çağırıyorum. Sizi, ‘sakin olun solcular, şşt! Burnunuzdan soluyun!’ demeye dâvet ediyorum. Bu cesaretinizi, bu imânı muhafaza edin. Aksi takdirde alaya alınırız ve güzel Fransa’mızla dalga geçilir. Ve yerimizi başkaları alır. En güçlünün yasası yerleştiğinde değerlerimiz başkalarınca ikâme edilir; tıpkı özgürlüklerimiz, kültürümüz ve toplumumuz gibi.”

Ghandour hem rahip hem asker. Katolik Kilisesi’nin Fransız Silâhlı Kuvvetleri Piskoposluğu’na (Diocèse aux Armées) bağlı. Aynı zamanda da ordu disiplinine tâbi. Fransız Savunma Bakanlığı konuşmayı “uygunsuz” addedip, disiplin süreci başlatsa da toplumda en soldan liberal sağa değin yükselen tepkileri dindirmekte yetersiz kaldı.

Gerçekten de vaazın içeriği pek çok farklı yönden dikkat çekiyor. Fransa gibi katı-jakoben bir “laik” gelenekten gelen bir ülkede dinî motiflerin siyâsetle yan yana getirilmesi bile “hassasiyetleri kaşımaya” yeterken, üstüne bir de radikal-sağın çağdaş ideolojik yaklaşımlarının eklenmesi meseleyi “kriz”e dönüştürdü.

Örneğin “tohum yiyiciler” ifâdesi rastgele seçilmiş değil. Doğrudan vejetaryenleri/veganları, şehirli bohem-burjuvaları, fiziken (ve zihnen) “zayıf” solcuları küçümsemek için kullanılan bir formül.

Dahası, yazar Renaud Camus’nün kavramsallaştırdığı ve günümüzde küresel sağ-popülizmlerin “referans” parametresi mâhiyetindeki “Büyük İkâme” kuramına yapılan atıfları da “tesadüf” olarak değerlendirmek güç. Bilindiği üzere, Camus Avrupa’da “yerli-beyaz” karakterli halkın “başta Mağripliler olmak üzere yabancı halklarca ikâme edildiği”ni savunuyor. Vaizin de “yerimizi başkaları alır” ve “değerlerimiz başkalarınca ikâme edilir” söylemleri bu açıdan hâkim sağ anlatıyla müthiş bir uyum sergiliyor.

“Şövalyeler” imgesiyle Haçlı Seferleri’ne, “kanaatleri cesaretle özümsemeye” yapılan dâvetle ise “politik doğruculuk” tenkidine göz kırpılıyor. Velhâsıl, dört dörtlük bir “ideolojik........

© Serbestiyet