menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarihin köleleri: Bilim ve felsefe

38 0
17.06.2026

Tarih ve düşünce arasındaki ilişki düşünce tarihinin nirengi noktasını oluşturuyor. Bu tılsımın çözülmesi bir anlamda felsefenin hacklenmesi anlamına geliyor. Konu çok katmanlı olduğu için tarifi biraz sabır ve kahır gerektirebilir. Felsefeci değilim ama kenarından bakıp mahiyetini az buçuk kestiren biri olarak konuşuyorum. Hakkını veremeyebilirim ama hack’ini bir deneyelim.

I.Bilim, cahillerin ilmidir (“bu nice okumaktır”).Felsefe, gafillerin ilmidir (“kitapta yazıyor, kitaba sığıyor olmalı”).Düşünce, yaşayanların ilmi/ufkudur (“bir isim yaklaşıyor”).

Tarihi dahil ederek felsefeyi patlatan bazı adamlar vardır. Hegel felsefenin olay mahalline hep bir gecikmeyle gelişini hatırlatıp düşünceye zamanı enjekte etti. Marx felsefeyi tarihle patlattı ama bu materyalizm ve sınıf gürültüsü içinde kaldı. Praxis tarihin tanınmasıydı.

Nietzsche felsefeyi kaderle patlattı. (Kaderin düşüncenin çarkına çomak sokma tarihinde Schopenhauer da zikredilmeli). Amor fati.

Heidegger felsefeyi tefekkürle patlattı. Düşünmek felsefe yapmak değil kaderi istikbal etmektir dedi.

Felsefe denen uzatmalı diyalogun saçmalanan ve saçmalanmayan kısımları ile bir bütün olarak tarihsel, keyfi (evet, keyfi) ve zamanın çocuğu bir sohbetten ibaret olduğu gerçeğini insanlar kabul edemiyor.

Bilimde hakikat veya irşad arayanlar, bilimin mahiyetini bilmeyen cahil insanlardır. Bilimde hikmet arayanlar akılcılığın ergen çocuklarıdır. Bugün ne Batıda ne de Doğuda aklı başında hiçkimse bilime kurtarıcılık veya hakikat değeri atfetmiyor.

Felsefede hakikat ve irşad arayanlar, felsefenin tarihsel bir kaza olduğunu (zorunlu bir kader olmadığını) anlamayan gafil insanlardır. Felsefe, insanoğlunun şiir-edebiyat gibi başkaca diyaloglarından sadece bir tanesidir. Evet, felsefe bir çeşit edebiyattır. (Bilim de öyledir ama buna şimdi girmeyelim).

II.Bilim çatal gibi bir alettir. Çatal işinizi kolaylaştırır ama her zaman bir elin kölesidir. Çatal, robot ve yapay zeka, farketmiyor, bunların hiçbirisinin kafası çalışmaz. Onlarda hikmet yoktur. Bilimin kafası çalışmaz. İşe yarayan araçlarda amaç ve anlam arayan düpedüz cahildir. Bilimin ne olduğunu bilmeyen halk, bilimin hakiki bir mürşid olduğunu veya bilimle hakikatin bulunduğunu zannedebilir. Bu masum bir cehalettir. Ama bilimi bilen insanlar (bilim adamları dahil) eğer bilim ile hakikatin bulunduğunu düşünüyorsa zırcahildir. Bilim sadece bir araç olarak değerlidir, bir amaç veya anlam olarak bilimin içi boştur.

Felsefe fotoğrafçılık gibi bir meslektir. Çektiği karelerle gerçeği zaptetmeye çalışır. Çok resim çekip sergi gezdikçe de felsefe gerçeği yakaladığı zehabına kapılır. Felsefeye röntgen teknolojisinin (metafizik) girip çıkması yahut ancak 20. yüzyılda insanın yani fotoğrafçının kendisinin (varoluşçuluk) ve yerin (fenomenoloji) dahil olması onun fotoğrafçı niteliğini değiştirmemiştir. Fotoğrafçı asla manzarayı yenememiş, çerçevenin dışına çıkamamıştır. Ayağında her zaman........

© Serbestiyet