menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Onca tozun dumanın içinde… Saraçhane’den ne çıktı?

12 0
21.03.2026

Ekrem İmamoğlu’na yöneltilen suçlamaların kalabalığında, gizli tanık ifadelerinin labirentinde, duruşmaların canlı yayınlanamaması tartışmasında ve “bu aslında siyasi bir dava” iddialarının bir türlü bitmediği bir ortamda gerçekleşen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 99’uncusu bize ne anlattı? 

Bugün, biraz onda duralım mı?

19 Mart 2025’te gözaltına alınan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, tutuklu bulunduğu Marmara / Silivri Cezaevi’nden bu mitingde okunması için gönderdiği mesaj değildi, benim merakla beklediğim, ama bu süreci mitingler dışında yaşadığı zikzaklarla yürüten Özgür Özel’in bundan sonraki yol haritasıydı.

Ama dikkatimi çeken bir ifadesi var, İmamoğlu’nun:

‘Silivri Zindan Mahkemesi’, serbest ve adil seçimlerden ölesiye korkan, siyasi rakibini yok etmek için yargının arkasına sığınmış bir kötü aklın eseridir.

‘Silivri Zindan Mahkemesi’, serbest ve adil seçimlerden ölesiye korkan, siyasi rakibini yok etmek için yargının arkasına sığınmış bir kötü aklın eseridir.

CHP içinde bile bazı kesimlerin artık İmamoğlu yerine başka bir ismin belirlenmesi gerektiğini söylemesine ve partinin de halkın gerçek gündemine dönmesinin şart olduğunu belirtmesine rağmen, mesajda, Erdoğan’ın ‘siyasi rakibi’ olduğunu özellikle dile getiriyor, Ekrem İmamoğlu. Yaklaşan 2028 seçimleri noktasında, o bile, partisine, “bu yolun sonu yok” demiyor, ama ‘alternatifsiz’ olduğunu ısrarla düşünmek istiyor, Erdoğan’a da “siyasi rakibin hala benim” diyor.

Aslında bunu söyleyerek de, CHP’de kendisine karşı gelişen ve yükselen muhalefete de net bir karşılık veriyor, “buradayım” diye de ekliyor.

İlginçtir, “Her şey çok güzel olacak” diye bitirdiği mesajının o final cümlesini CHP’ye kazandıran Berkay Gezgin de bu sürecin en fazla yorulan, en hızlı yükselen, ama en hızlı da inen / indirilen ismi oldu, genç yaşına rağmen. 

2025 Mart’ında, Saraçhane protestoları sırasında, “cumhurbaşkanına hakaret” ve “polise mukavemet” suçlamasıyla gözaltına alındı. Tutukluyken, CHP Parti Meclisi üyesi seçildi. Kasım 2025’te, üniversite eğitimi gerekçesiyle yeni dönem PM adaylığını çekti. Bu arada, Eylül 2025’te, Gürsel Tekin’in mahkeme kararıyla İstanbul İl Başkanı atanması sırasında “Güle güle G.T” paylaşımı yapması yüzünden, en net tepkiyi Tekin’den aldı, “Sevgili evladım Berkay, siyasette ilkeler belirler” diye… Gezgin, bu “abilik tavsiyesini” açık bir dille reddetti ve CHP’de zaten var olan tartışmaların merkezine çekildi. Hem üslup tartışıldı hem de kısa süren PM üyeliği.

Aslına bakarsanız, Berkay Gezgin’in bugün en büyük avantajı, hala, İmamoğlu’na olan politik / duygusal yakınlığı, ki bu durum, onun CHP’deki geleceğinin de dinamosu!

Şimdi gelelim, bu son (!) meydandaki Özgür Özel’e…

AKP’nin kurucularından, Erdoğan’a en yakın isimlerden biri olan Bülent Arınç’la gayet samimi bir buluşma gerçekleştiren ve içeriği detaylı bir şekilde açıklanmayan görüşme tutanaklarına dair hala çok fazla spekülasyon yapılsa da buna dair konuşmayan Özgür Özel’e…

… önceki konuşmalardan çok farklı değildi! Hatta, bu defa, en azından bu defa, “siyaseten yeni bir yol haritası mı çizilecek” diye soranlar için bile değişen hiçbir şey olmadı! 

Aslında 99 mitingin finalinde şu olmadı;

… CHP’li belediyelere yönelik başlatılan sürece karşı geliştirilen ‘direnişin’ sembolü olarak tarihe geçen bu mitingler serisi, tabanı mobilize tuttu belki ama, somut bir kırılma (İmamoğlu’nun serbest kalması veya erken seçim baskısı) yaratamadı! CHP, bu enerjiyi 2028’e taşıma stratejisine odaklansa da, kamuoyu anketlerinde ne AKP’yi ciddi oranda geride bıraktığına dair rakamlar yakalayabildi ne de bunca olumsuzluğa rağmen beklenen siyasi çıkışını ülke genelinde gerçekleştirebildi!

Denilene göre, bu aşamadan sonra ‘saha’ ve ‘mahalle’ çalışmaları başlayacak başlamasına da, meydanlarda toplanan milyonların ruhu, neden, partinin AKP karşısındaki yükselişine istenen ve beklenen oranlarda omuz veremiyor, bence bunun konuşulup tartışılması gerekiyor.

Yok, bu da yapılamıyor….

… İstanbul’da bile 2 ayrı İL BAŞKANI olan, hatta bu İKİ AYRI İL BAŞKANI nezdinde ayrı ayrı ziyaret kabulleri yapan, ‘mutlak butlan’ davasında kendi partilileriyle karşı karşıya kalan, Kemal Kılıçdaroğlu ve onu destekleyen muhalif milletvekillerinin her an harekete geçebilecek bir pozisyonda hazır beklediği bir CHP’nin, o meydanların dışına bir türlü taşıyamadığı halk desteğini bence konuşmanın sırası geldi de geçiyor bile!


© sendika.org