menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Maden işçilerinin direnişinin anlamı

36 0
29.04.2026

Ülkemizin doğal ve emek kaynakları, uzun yıllardır sömürülüyordu, ancak büyük sermaye örgütleri anlamına gelen holdinglerin kurduğu tekelci devlet düzeni egemen olduktan bu yana sömürü katlanarak yoğunlaştı. Özellikle 2001 krizinden itibaren de açık biçimde yağma ve yıkım düzenine dönüştü. Sermaye birikim rejimi olarak ormanlar ve madenler başta olmak üzere ülkemizin doğal kaynaklarını canavarca yağmalayan bu tekelci düzen, Kazdağları’ndan Akbelen’e, Karadeniz vadilerinden, yaylalarından Erzincan İliç’e, oradan Antakya’nın Dikmece köyüne kadar işgal edilmedik yer bırakmadı. Türkiye toprakları delik deşik edilmiş durumda. Bu doğanın yağmasını gerçekleştirirken de buralarda çalıştırılan genel olarak tüm işçiler, özelde de madenciler düşük ücretle çalıştırıldıkları gibi maaşları, tazminatları ödenmeden işten atıldılar. 17 gün Ankara’da ödenmeyen maaşlarını ve tazminatlarını alabilmek için yürüyüş ve açlık greviyle direniş başlatan Bağımsız Maden-İş üyesi işçilerin mücadelesi, bu holdingler ve tarikatlar düzenine karşı son dönemde gerçekleştirilen en öğretici direniş olmuştur.

Madenciler Ankara’ya geldiklerinden itibaren arkadaşlarımızla onların yanındaydık. Haklı eylemlerine destek verdiğimiz gibi onların holding düzenine karşı yürüttükleri mücadelenin anlamını sözlü ve yazılı olarak bulunduğumuz her ortamda, platformda dile getirdik. Başlangıçta sendikalar, demokratik kitle örgütleri ve basın bu mücadeleyle yeterince ilgilenmezken işçilerin ve sendikanın dik duruşlarıyla açlık grevini başlatmaları, kendi hakları kadar ülkemizin kaynaklarının Yıldızlar SSS Holding gibi son yıllarda palazlanan tekeller tarafından yağmalanmasına son vermek içinde mücadele ettiklerini vurgulamaları ülke gündemine girdi. Kurtuluş Parkı’nda sürdürülen açlık........

© sendika.org