menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Güç Geçişi, ABD-Çin çekişmesi ve Türkiye'ye yansımaları

17 0
25.04.2026

Samsun Kent Haber köşe yazarı Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Özgür Demirayak, İran'ın ABD’nin yenilmez bir güç olduğu algısını yerle bir ettiğini belirttiği köşe yazısında Güç Geçişi, ABD-Çin Çekişmesi ve Türkiye'yi kaleme aldı.

Güç Geçişi, ABD-Çin Çekişmesi ve Türkiye’ye Yansımaları

AFK Organski, 1958’de ortaya koymuş olduğu Güç Geçişi Teorisi (Power Transition Theory) ile uluslararası sistemde yükselen bir gücün, var olan hegemon güce askeri ve ekonomik olarak yaklaştığında, küresel sistemde çatışma ve savaş riskinin en yüksek seviyeye çıktığını belirtmektedir. 

Güç geçişi, çoğunlukla var olun hegemonik gücün yeteneklerindeki azalma sonucu yükselen bir gücün ona meydan okumasıyla oluşan sistemsel değişimdir. 2. Dünya Savaşı sonrası güç geçişi barışçıl bir şekilde İngiltere’den ABD’ye geçmiştir. Bu dönemde güç her ne kadar ABD’ye geçmiş olsa da savaş sonrası ortaya çıkan iki kutuplu dünya düzeni nedeniyle tam bir geçiş süreci yaşanmamıştır. ABD bu dönemde, küresel düzeni kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmek amacıyla askeri, ekonomik ve siyasal anlamda yapılar inşa etmiş, bu doğrultuda 1944’te BM, 1945’te Bretton Woods ve 1949’da ise NATO’yu kurmuştur. 2. Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında, dünya ekonomisinde çok önemli bir üstünlük kurarak, dünya sanayi üretiminin yaklaşık olarak P’sini karşılamıştır. Doları, 1945-1971 yılları arasında altına, 1971 sonrası ise petrole endeksleyerek doların küresel egemenliğini inşa etmiştir. 

1991’de SSCB’nin yıkılması sonucu Fukuyama’nın söylemiyle “Tarihin Sonu” gelmiş ve ABD dolayısıyla özgür değerler yeryüzü etkinliğine ulaşmıştır. ABD’nin elde etmiş olduğu küresel liderlik sonrası, uluslararası hukuka aykırı olarak başlatmış olduğu Irak, Afganistan ve Libya karışmaları, ABD’nin küresel liderliğinin sorgulanmasına neden olmuştur.........

© Samsun Kent Haber