menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aman tadımız kaçmasın

19 0
06.05.2026

Oksijen’de yayınlanan yazısında öyle yerinde bir tespit yapmış ki Ece Temelkuran, baştan belirteyim: Yazımda onun fikrini alıp kendimce detaylarla geliştirmeye çalışacağım. O, ‘sıradanlığın kötülüğü’ demiş, ben “Aman tadımız kaçmasın” diyeceğim.

Günümüzde her tür trajedi bir sosyal medya içeriği olarak hızlıca tüketiliyor. Acımtırak bir his duyumsanıyor, ancak fazla üstünde durulursa mutsuz, toksik ve karamsar ilan edilme korkusu ile çok da ses yükseltilmiyor.

Artık, ortadaki büyük kitle sadece ‘yeteri kadar’ duyarlı. Neoliberal mutluluk dayatması gereği, çarpıcı trajediler bile arka plan gürültüsüne dönüştü.

Mutlu görünmek bir zorunluluk, mutsuzluğun kaynağı olan adaletsizliği kurcalamak ise bir ‘uyumsuzluk’ belirtisi sayılabiliyor.

Temelkuran’a ilham veren tez: Hanna Arendt’in ‘Kötülüğün Sıradanlığı’ idi. Arendt’in, Holokost’tan 20 yıl sonra idrak ettiği bir sosyolojik olgu vardı: Kötülük canavar ruhlu insanlarca değil, sıradan insanlarca banal bir şekilde, ortama uyum sağlamak adına yapılan eylemdi. “Bana verilen emri yerine getirdim. Totaliter hüküm koyucu var iken ben sadece emir kuluyum.”

Temelkuran bu tezi alıp tersine çeviriyor: Artık sıradanlığın kötülüğü var. Yani, dehşet yaratması gereken bir şeyin agresifçe normalleştirilmesi. Günümüzde artık merkezi bir........

© Şalom