menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Babamın insanları

11 0
28.01.2026

Geçtiğimiz hafta bir dönemin, babamın insanlarından yakından tanıma fırsatım olamasa da, hep ailede adı geçen, çocukluktan beri aklıma kazınan bir ekolün bu dünyaya veda edişinin üzüntüsünü yaşadık. 21 Ocak 2026 akşamı, Türk tiyatrosunun yaşayan belleği Haldun Dormen’in vefat haberiyle yalnızca bir sanatçıyı değil, neredeyse bir yüzyılı aşan bir sahne deneyimini, bilgi ve görgüyü uğurladık. Oyuncu, yönetmen, oyun yazarı, çevirmen ve eğitmen kimliklerini iç içe geçiren Dormen, Cumhuriyet dönemi tiyatrosunun en uzun soluklu duayen ismi olarak yalnızca oyunlar değil, bir estetik anlayış ve kuşaklar boyunca aktarılan bir bilgi birikimi ve disiplin bıraktı.

“Gördüğümüz manzara karşısında o kadar şaşkındım ki… Her sokakta diz boyu insan eşyaları vardı. En unutmadığım şey, halılar… Yanmış, kundaklama yağına bulanmış halı ve kütükler ve onların o havada asılı kalan pis kokusu… O gün babam ve annem geldi İzmir’den. Babam, gördüğü manzara karşısında dehşete düştü. İnanın üzüntüden beni tanımadı… Öyle beni görmeden sokaklara baka baka gitti.” (Cumhuriyet / 6 Eylül 2017)

Bu sözler Haldun Dormen’in 6-7 Eylül 1955’e dair tanıklığıydı. Galatasaray ve Robert Kolej ekolünden gelen üstad, askeri darbelerden siyasetin en çalkantılı dönemlerine, sadece tiyatromuzun değil ülkemizin de bir yüzyılının capcanlı hafızasıydı.

Sokak Kızı İrma ile başlattığı Türkiye’de Batılı tarzdaki ilk müzikalin heyecanı Atlas Sineması’na 1700 kişiyi kapalı gişe doldurdu.1885 yılında Halepli Hacar ailesinin........

© Şalom