Risale-i Nurun Şahs-ı Manevisine Dâhil Olmak
Bir topluluk ihlâs dairesinde, sünnet-i seniyye çizgisinde İslamiyet’e hizmet için bir araya gelen insanlardan oluşmuşsa bu “Nur'ânî bir şahs-ı manevîdir”. Şahs-ı manevi ise belirli bir maksat için bir araya gelip ortak faaliyetlerde bulunan bir topluluğun oluşturduğu "manevî bir kişiliktir". Bediüzzaman, Risale-i Nurda ahirzamanın fitnesine karşı ancak dayanışma yoluyla ortaya çıkacak bir şahs-ı manevinin karşı koyabileceğini söyler. Nitekim hadis-i şerifte “Allah'ın eli cemaatle beraberdir.” buyurulmaktadır. (1) Buna binaen nur talebeleri de misyon olarak;
- İnsan-ı kâmil ismine lâyık bir şahs-ı mânevînin âzâsı olmayı,
- Hayat-ı ebediye içindeki saadet-i ebediyeyi netice veren bir fabrikanın çarkları hükmünde olmayı,
- Bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademe olmayı prensip edinmiştir. (2) Bu misyonu şekillendiren ise Risale-i Nur’da en çok tecelli eden Hakîm ve Rahim isimleridir.
Bediüzzaman, dayanışma yoluyla şahs-ı manevi oluşturmanın nasıl büyük ve kudsi bir kuvvet olduğunu şöyle anlatır:
“Risale-i Nur'un hakikî ve sadık şakirtlerinin mâbeynlerindeki düstur-u esasiye olan iştirak-i âmâl-i uhreviye kanunuyla ve samimi ve halis tesanüd sırrıyla herbir halis, hakikî şakirt, bir dille değil, belki kardeşleri adedince dillerle ibadet edip istiğfar eder. Bin........
© Risale Haber
