menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Silinmiş Hatıralar Ülkesine Bir Yolculuk

6 0
09.07.2026

Can Kardeşim M. Şerif Gündüz’e

Hatıralar silinir mi? Albümlerde yıllanmış siyah-beyaz fotoğrafların, “Bana kalbin kadar temiz bu sayfayı ayırdığın için” diye doldurulan hatıra defterlerindeki yazıların silinmiş olduğunu biliriz de hatıralar zihinlerden silinir mi acaba, orasını bilemedim? Münazarat’ta geçen “Yoksa ben bilmez değilim” şeklinde kurulu cümledeki muammaya benzer bir bilmezlik haletini hissediyordum.

Zamanın taşları bile öğüttüğü bu dünya değirmeninde hatıralar un-ufak hale gelmişse bilirim ki artık göç vakti gelmiş demektir. Kendinden göç etmek, hicretlerin hiç birine benzemez. Dağlardan, ovalardan, nehirlerden, denizlerden şehirlerden, evlerden, kısaca yerden ve yârdan başını alıp gitmek, hemen herkesin mukadderatında yazılı bir sırdır. Bu râz’ın “bu sırrın sırrı şudur ki” bizler bu dünya memleketinde, var ola geldiğimiz tarihten beri daimâ seferîyiz. İster seferde olalım ister hazerde; ister Hızırla yolculuk yapalım ister Musa ile mekanlar ve insanlar ufuklardaki sisli sliüetler gibi tüllenen, hatıraları gizleyen bir perdenin gözleri ve gönülleri bürüdüğünü en çok yolculuğa çıktığınızda farkedersiniz.

Bediüzzaman’ın izinde Münazarat yolculuğu yaparken yolumuz silinmiş hatıralarla dolu Kayseri’ye çıktı. İsyansız nisyanların, mutlu mutlulukların, celalsiz celadetli cemallerin; Hak yoluna ömrünü kurban etmiş İsmaillerin; şerefli Şeriflerin; inancında çelikleşmiş hizmet erlerinin, İbrahimlerin, özbeöz evrenlerin, çileli yılların şen-şakrak ozanların, ilim ve hikmet sohbetlerinde Aras gibi, Fırat gibi coşkun akan Rahmanın kullarının ve daha nice gönül dostlarının uhuvvet ve muhabbet köklerini saldığı topraklara gelmiştik. Artık Mehmet Güntay mı dersiniz, Ahmet Taşbaş mı, Adnan Gayberi mi, Husrev Akdağ mı karar veremedim... Ömrün bitmeye yüz tutan sayfalarında bu muazzam şahsiyetleri saymak hafızalarda saklı duran hatıralara hafızâne şekilde yeni vakıf olan kardeşler de dahil bir üç boyutlu süreci yaşamamak elde değil Erciyes’in eteklerinde.

Mihmandarımız Ahmet ve moderatörümüz Mehmet Şahin’le bir şehir turu atıyoruz. Arabamız caddelerde aktıkça kendimi mazinin kaybolan dersanelerin derelerinde buluyorum. Hizmette ders arkadaşlarımı canlı canlı izliyorum. Tayyı mekan yeniden yürürlüğe giriyor mürur-u zamana rağmen. İşte ilk konakladığımız Kurdoğlu dersanesi. Hiç bir taşı değişmemiş, hiçbir penceresi........

© Risale Haber