Haklı Şûra
İstişare; insanın kendisinin ve insanlığın faidesine olan konularda işin ehillerine danışarak düşüncelerinden ve fikirlerinden yararlanmaktır. Ayrıca işin ehillerinin biraraya gelerek bir konuda herkesin fikrini beyan ettikten sonra verilen karar mekanizmasının adıdır.
Haklı şûra, şeriata ve fıtrat kanunlarına uygun olmalıdır. Meşru olmayan ve insanlığın zararına olan konularda istişare edilmez. Mesela “hırsızlık nasıl daha iyi yapılır” konusunda meşveret yapılmaz. Yani kısacası şer'i olmalıdır.
İştişare evvela insanın iç aleminde başlar. Nefsindeki istibdadı yenemeyen haklı şûra yapamaz. Akıl, kalp, vicdan ve melaike bir olup nefis, kör hissiyat ve şeytana karşı galebe çalarak nefsin istibdadını kırmalıdır.
İç alemimizde akıl, kalp, vicdan ve melaike birlikte düşünerek şeriata uygun fikirler üretmelidir. Tefekkür etmelidir. Tefekkür ederek gafleti izale etmelidir.
Aksi taktirde nefiste başlayan istibdat dalga dalga aleme yayılır. Nefsinin kölesi olan hür değildir. Hür olmayan bir nefis başkasını da öyle zanneder. Nefsini ıslah edemeyen başkasıyla haklı istişâre yapamaz.
"Kırkbeş sene sonra, tamamıyla beşerin bu ihtiyac-ı şedidini dinsizliğin zuhuruyla küre-i arzın kıt'aları ve devletleri birer insan gibi hissetmeğe başlamışlar. Hem âyât-ı Kur'aniye, başlarında ve âhirlerinde beşeri aklına havale eder, "Aklına bak" der, "Fikrine, kalbine müracaat et, meşveret et, onunla görüş ki, bu hakikatı bilesin" (Bediüzzaman Said Nursi, Hutbe-i Şamiye,25)
Kendisi düşünmeyen ve akıl etmeyen insan kendini yönetemez.
İslamiyetin hakkaniyetine ve alemde galebe çalmasına çeşitli kuvvetler sayılır bunlardan biri de insanın hürriyetidir.
"Üçüncü kuvvet, yalnız hürriyet-i şer'iyedir. Yani insaniyete lâyık en yüksek kemalâta olan meyl ve arzu ile cihazlanmış olmak." (Hutbe-i Şamiye,34)
"Beşincisi: Çeşit çeşit sâri hastalıklar gibi intişar eden istibdad." (Hutbe-i Şamiye,20)
Müslümanların altı hastalığından beşincisi istibdattır. Bu hastalık aynı zamanda İslamın alemde yayılmasına maniler arasında da sayılır.
"Yedinci Maniler: Bizdeki istibdad ve şeriatın muhalefetinden gelen sû'-i ahlâkımız mümanaat ediyordular. Bir şahıstaki münferid istibdad kuvveti şimdi zeval bulması, cemaat ve komitenin dehşetli istibdadlarının otuz-kırk sene sonra zeval bulmasına işaret etmekle ve hamiyet-i İslâmiyenin şiddetli feveranı ile ve sû'-i ahlâkın çirkin neticeleri görülmesiyle bu iki mani de zeval buluyor ve bulmağa başlamış. İnşâallah tam zeval bulacak." (Hutbe-i Şamiye,28)
İslamın alemde intişarına ise sekiz tane mani sayılır. Bunlardan biri de istibdad ve kötü ahlakımızdır.
İstibdad deyince hemen aklımıza devlet reisleri ve hükümetler gelir. İstibdad önce mütekebbir nefiste başlar. Buradan aleme yayılır. Ailede, okulda, iş yerinde, sınıfta, adliyede, siyasette, camide, medresede istibdad ve hakeza... Ailede büyümüş çocuklarımızın ve hanımımızın düşüncelerini soruyor muyuz? Onları dinliyor muyuz? Yoksa hep bizim dediğimiz mi oluyor?
Öğretmensek öğrencilerin fikirlerini soruyor muyuz? Patronsak hep bizim dediğimiz mi oluyor? Çevremize baktığımız zaman istibtad müslümanlar arasında çok yaygındır ama hiç birimiz de kabul etmiyoruz. Üzerimize almıyoruz. Biz anlatmakla ve akla kapı açmakla mükellefiz. Bunu da yaparken güzel bir şekilde yapmalıyız. Cenab-ı Hak firavuna bile yumuşaklıkla tebliğ edilmesini buyuruyor. Peygamberimiz (asm) risalet gelmeden önce güzel ahlakından dolayı seviliyordu. Ubudiyetinden sonra onu en fazla ön plana çıkaran güzel ahlakıdır.
"Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim." (İmam Malik, Muvatta, Hüsnül Hulk, 8)
"Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah'tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah'a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever." (Ali imran,159)
Cenab-ı Hak Peygamberimize (asm) iş konusunda müşavere edilmesini tavsiye ediyor. İlim sahiplerine sorulması emrediliyor. Demek ki bir konuda bilgi sahibi olanlarla istişare edilir.
"Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun." (Enbiya,7)
"Evet bir hasta; tıbbı hendeseye kıyas ederek, tabibe........© Risale Haber
