Risale-i Nur Bazı Ayet ve Hadislerin Müşkil Meselelerini Külli Bir Kaide ile Çözüme Kavuşturur
Risale-i Nur Kur’an-ı azimü’ş-şan’ı tefsir ederken zaman zaman bizlere tefsir veya hadis usulu ile alakalı bazı düsturları da verir. Sonra bu düsturları bir misalle bastederek Kur’an’ın özellikle müşkil meselelerinin anlaşılmasında beynimizde yeni ufukların açılmasına yardımcı olur. Ya da meselenin çözümsüz bir çelişki gibi görünmesinin arkasındaki hakikatı bir düstur şeklinde bizlere aktararak bunun emsali olan ayet ve hadislerde uygulamamıza yardımcı olmasına yol açar. Bundan sonrasını ise kendi ğayret ve istinbatımıza havale eder.
Risale-i Nur’un en umumi ve evvel vazifelerinden biri de bilim ve akademi çevrelerine karşı Kur’an’ı azimu’ş-şan’ın ve Ehadis-i nebevi’nin en zor meselelerinin ilmi müdafaasını yapmak olmasından, bu meseleleri izah ederken, meselenin anlaşılmasına yardımcı olacak bir düsturu veya külli hakikatı, ilmi/objektif bir şekilde bizlere aktararak bu müşkil meselelerin anlaşılmasını kolaylaştırır.
Risale-i Nur’da geçen sözkonusu düsturlardan biri şudur; ‘Ümmetin geçireceği safahatı küllî bir sûrette bir hadîs beyan ettiği vakit, bazen o küllînin birtek hâdisesini, misal olarak tarihi gösterir.’[1] Yani hadisin işaret ettiği hakikat, sadece tarihin bir safhasıyla sınırlı olmayıp birçok aşamayı kapsamaktadır. Farklı aşamalardan haber veren farklı rivayetler, bir bütünün parçaları şeklinde incelenmezse, mesele anlaşılamayacağından hadise karşı şüpheli bir yaklaşımı beraberinde getirecektir. Dolayısıyla لِلْكُلِّ حُكْمٌ لَيْسَ لِكُلٍّ ‘Bütünde bulunan hüküm, o bütünün hiç bir ferdinde tek başına yoktur.’[2] kaidesinin feneriyle meseleye bakıldığında mesele hallolacaktır.
Yukarıda bahsini ettiğimiz düsturun örneklerinden biri, tarih içerisinde müşkil olmuş meselelerden/hadislerden olan Mehdi ve Deccal hakkındaki rivayetlerdir. Aslında bu konu bütün ümmeti ve bütün asırları ilgilendiren bir mesele olmakla bereber, hadis, ya sorulan soruya mutabık kalarak veya başka bir sebepten dolayı, bu umumi hadisenin sadece bir safhasını nakletmiştir. Bu safhaya ait rivayet, diğer safhaları nakleden hadislerle yanyana getirildiğinde, zahiren çelişkili bir durum veya müşkil bir vaziyet ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla tarihi süreçleri değerlendiren hadis rivayetlerine bütünlüklü bakamayan biri, bu konuda ortaya çıkan problemi halledemez.
Herbir asırda nasıl ki Mehdi misal zatlar ortaya çıkıp müslümanların sıkıntılı hallerden kurtulmalarına vesile olmuşlarsa, bunun gibi........
