Kur’an’da Kainatın Yaratılış Süreci ile Mecmu’da Bir Hüküm Bulunur Kaidesi (2)
Bir önceki yazımızda Kur’an’ın, kainatın ve insanın yaratılış süreçlerini veya peygamber kıssalarını anlatırken, bir tarih kitabı sisteminde veya kronolojik olarak anlatmadığından söz etmiştik. Sonra bu sürecin aşamalarının konunun makamına göre aktarıldığını, bunu aktarmadaki birinci maksadın da Allah c.c. nun bu aşama ile alakalı olarak tecelli eden isim ve sıfatlarının azamet ve kudsiyetlerini izhar olduğunu izah etmeye gayret etmiştik.
Onun için Kur’an’ın öncelik verdiği meseleler/makasıd-ı asliye yani tevhid, nübüvvet, haşir, ubudiyet ve adalet konularının anlaşılması için okunduğunda, takılmadan insanın ilerlemesi mümkündür. Ancak Kur’an, tali meselelerin anlaşılması nokta-i nazarından okunduğunda, bazı meseleler ilk etapta insana karmaşık gelebilir. Buradaki işkali/karmaşıklığı ortadan kaldıracak prensip, Kur’an’ın bu konu hakkındaki ayetlerinin bütünlüklü bir bakış açısıyla okunmasıdır. O konuyla alakalı bütün ayetler yanyana geldiğinde, yani mecmuunda konuyla alakalı bir hüküm çıkarılabilir, ancak bu ayetlerin her bir ferdinde bu hükmün çıkarılması mümkün değildir.[1]
Konuyu daha da iyi anlamak için, Kur’an’da yerin ve göklerin yaratılış sürecine bakmamız faydalı olacaktır. Yani Kur’an’da yerin ve göklerin yaratılış süreçlerini, biraz da bugünün diliyle anlayabilmemiz için,
1. Konuya fragmenter değil, konuyla alakalı bütün ayetlere bakmamız gerekiyor.
2. Konu hakkındaki ayetlere, makasıd-ı asliye objektifiyle değil, makasıd-ı taliye objektifiyle bakmamız gerekmektedir;
اَوَلَمْ يَرَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اَنَّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ كَانَتَا رَتْقاً فَفَتَقْنَاهُمَاۜ وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَٓاءِ كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّۜ اَفَلَا يُؤْمِنُونَ
‘İnkâr edenler, göklerle yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? Yine de inanmazlar mı?’(Enbiya, 21/30)
ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّمَٓاءِ وَهِيَ دُخَانٌ فَقَالَ لَهَا وَلِلْاَرْضِ ائْتِيَا طَوْعاً اَوْ كَرْهاًۜ قَالَـتَٓا اَتَيْنَا طَٓائِع۪ينَ
‘Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, ona ve yerküreye: İsteyerek veya istemeyerek, gelin! dedi. İkisi de «İsteyerek geldik» dediler.’ (Fussilet, 41/11)
يَوْمَ نَطْوِي السَّمَٓاءَ كَطَيِّ السِّجِلِّ لِلْكُتُبِۜ كَمَا بَدَأْنَٓا اَوَّلَ خَلْقٍ نُع۪يدُهُۜ وَعْداً عَلَيْنَاۜ اِنَّا كُنَّا فَاعِل۪ينَ
‘(Düşün o) günü ki, yazılı kâğıtların tomarını dürer gibi göğü toplayıp düreriz. Tıpkı ilk yaratmaya başladığımız gibi onu tekrar o hale........© Risale Haber
