menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kıl namazını, otur evinde, böyle işlere karışma! Sana ve çoluk çocuğuna yazık değil mi?

4 0
sunday

Ahmet Feyzi Kul 1898 yılında Isparta’da dünyaya gelir. Kökenleri Mekke’ye dayanır. 1930’lu yılların başında Bediüzzaman ile tanışır. Zamanla Risale’lerin derin anlam dünyasına nüfuz edince bu eserlerin Anadolu ve dünya için bir milat ve umut olduğunu hisseder, helâket ve felaket döneminde bir çığır açacağını fark eder. Fetrette fethin ayak seslerini işitir. O günden sonra bütün varlığıyla Üstad’ı ve Risale’leri sahiplenir. Sohbet meclislerinde, vaaz kürsülerinde heyecanla Üstad’ı anlatır. Mahkeme salonlarında korkusuzca Bediüzzaman’ı savunur. Muhteşem savunmasıyla “Risale-i Nur’un Manevî Avukatı” olarak hafızalara kaydedilir. Risale’lerin birçok yerinde ismi geçer, birçok mektubu yayımlanır.

Üstad’ın Anadolu’ya dalga dalga yayılan sesinden şer güçler rahatsız olunca 1934 yılında talebeleriyle Eskişehir Hapishanesine konulur. Feyzi hizmette çok önde olmasına rağmen tutuklanmaz. Gerekçesi tebessüm ettirecek cinstendir. Eskişehir’de Üstadıyla olamasa da daha sonra Denizli ve Afyon Hapislerinde birlikte güzel zaman geçireceklerdir.

Eskişehir hapsinin üzerinden yaklaşık on yıl geçmiştir. Bu süreç içinde Feyzi’nin ruh dünyası tamamen Risale-i Nur’a göre şekillenmiştir. Artık Allah için hapsi kaldırabilecek seviyeye gelmiştir. Derin yapılar 1943 yılında Eskişehir Hapishanesi günlerini hatırlatan bir senaryoyu tekrar vizyona koyarlar. 126 Nur Talebesi tutuklanarak Denizli hapsine konulur. Feyzi de bereketten hissesini alır, tutuklanarak Denizli’ye sevk edilir. Orada Üstad ve saff-ı evvel talebeleriyle çok güzel günler geçirir. İlerleyen yıllarda o güzel günleri anlata anlata........

© Risale Haber