Bediüzzaman'ın Bayramları Nasıldı?
Gün ışığı, demir parmaklıkların ardından süzülürken, hapishane koğuşunun rutubet ve küf kokulu duvarlarına vuruyordu. Dışarıda, bayram namazına koşan çocukların neşe çığlıkları, içerideki mahpusun kulaklarında hüzünle yankılanıyordu. Çünkü büyük bir neşe ile bayram namazına gitmekten mahrumdu mahpuslar.
Mahpuslar içinde bir Gönül Sultanı vardı: Bediüzzaman Said Nursi.. Son Devrin Din Mazlumlarından. Yokluk içinde varlığı bulmuş. Gönüllerde taht kurmuş. Ayine-i Samedin yolunu insanlara açmak için tüm enerjisini sarf etmiş.
Bediüzzaman, köşesine çekilmiş, elinde okumak için Kur'an'ı Kerim bile verilmemiş ama o çocukken zihnine yazmıştı her bir Kur'an harfini. Zihni herbir mana ile meşguldü. İlham ile telif edilen Risale-i Nur eserleri an be an vücut buluyordu. Âlem-i ilimden âlem-i şehadete çok zor şartlar altında geliyordu. Kimi zaman sigara kağıdı kimi zaman çimento kağıdına damlıyordu mürekkepler. Afyon zindanlarının soğuk taşları, onun bayram şenliğinin sessiz şahitleriydi. Istırap dolu Afyon hapsi... Koğuşuna cezaevinin lağım suyu bağlanmış, elli kişilik koğuşta tek başına hem yalnız hem soğuk hem yokluk ve zor şartlardaydı. Ama o bundan şikayetçi olmamış ve Şualar isimli eserinde şunları yazmıştı:
“Komşudaki haylaz gençlerin kapıda gürültüleri akşam yatsı ortasında bana zarar ederdi, fakat az idi.
O kapıyı da aynı gün bir bahane ile kapattılar.
Hem fena koku menzilimde ziyadeleşti, hem o haylazların kapıma yakın gürültüleri ziyade bana zarar verdi.”[1]
ZİNDAN BAYRAMLARI: DEMİR KAPILAR ARDINDA KUDÜS
Eskişehir’de bir Ramazan Bayramı
Gardiyanlar, mahkûmlara bir lokum........
© Risale Haber
