menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Görmezden Geldiğimiz 10 İşaret: Okulda Şiddetin Anatomisi

23 0
20.04.2026

Sait Tapan
Türkçe öğretmeni

Bir zamanlar Amerika Birleşik Devletleri’nde oldukça yaygın olan ve Tv haberlerinden hayretle takip ettiğimiz silahlı, kanlı okul basmaları çok üzgünüm ki güzide ülkemizin okullarına da sıçradı.

Batı’da ortaya çıkan çoğunlukla olumsuz değişimleri yıllar sonra, peyderpey buralarda da görmeye şahit oluyoruz değil mi?

Şanlıurfa’nın Siverek ve Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesindeki olaylar eğitim camiasında büyük bir üzüntü ve endişeye yol açtı. Korku bir salgın gibi yayıldı ve sendikalarca grev hakkı kullanıldı. Gerek öğrenciler gerekirse velilerce güvenle eşleşen okullarda ise ciddi bir korku iklimi hâkim.

Ülkemiz bu iki menfur saldırıyla çalkalanırken olayın detaylı bir çözümlemesi ve tahlili üzerinde durmakta fayda görüyorum. Naçizane şu on gözlemimi sizlerle paylaşmak istiyorum:

1.Ahlaki yozlaşma

Özellikle son yıllarda sıklıkla duyduğumuz toplumsal ahlaki yozlaşma, sosyal çürüme ve benzeri ifadeler. Bu ifadeler genellikle kökünden kopan, özünden uzak düşen durumlar için geçerlidir. Elbette yeni neslin ve yeni yaşam biçiminin eskiyi büyük bir kibirle yıktığını, reddettiğini yadsıyamayız. Peki yerine koyduğumuz ne var, yeni yaşam biçimi nasıl sonuçlar doğuruyor? Batı karşısındaki sorunlu kimliğimizle her seferinde saldırıp kavga ettiğimiz kadim gelenek, örf ve adetlerimizin duvarları delik deşik. Kendi ellerimizle yıktığımız bu değerler enkazının altında kalkamıyoruz.

2.İyi bir insan mı yetiştirelim, üstün başarıyı mı hedefleyelim?

Merkeze sadece akademik başarının konulmasını ilk başta masum görüyoruz. Eğitim kurumlarında ve ailede her şeyden evvel akademik başarının mutlak öncelik olduğunu kimse inkâr edemez. Oysaki son iki yıldır Millî Eğitim Bakanlığının Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli merkeze “Erdemli Birey”i koyarak büyük bir ses getirdi. Maarif Model, genelde köklerimiz ve değerler üzerine inşa edilmiş. Fakat bu değerli kavramların içini doldurabilmek ve uygulayabilmek işin en önemli kısmı. Uzun yıllardır insana yaklaşımı bedensel ve ruhsal bir bütünlük ile bakan bu eğitim modeli beklenendi. Elbette meyvelerini görmek zaman isteyecek. Aynı zamanda Milli Eğitim’in en üst mercilerinde dahi eskiden kalma bazı alışkanlıklar devan ediliyor: Okullardaki akademik başarının yegâne amaç görülmesi. Okul ziyaretleri ve denetimlerde tüzüklere uygun pek düzenli dosyalara bakmaktan insan kalitesine sıra gelmiyor. Tabii bu durumu öğrencilerin aileleri körüklüyor. Veliler çocuklarının kaçıncı sırada olduğunu kovalarken okul yönetimleri ise üst dereceleri kapma peşinde. Okullara gelen yetkili birimler ve amirler okulun iyi ve faydalı insan yetiştirmesiyle ilgilenmeyip okul idaresini ve öğretmenleri “kaç net yapıldığı” ile sigaya çekmektedir. Kısacası pek de kimsenin “ahlaklı, erdemli, özverili birey” ile hakkıyla ilgilendiği yok! Ancak kötü olaylarda hatırlar olduk iyi insanı.

3.Teknolojiyi nasıl kullanıyoruz?

Teknoloji hayatımızım dört bir tarafını kuşatmış. Günün büyük kısmında zamanımızı telefon, tablet ve bilgisayarlarda geçiriyoruz. Özellikle pandemi sonrasında eve hapsolmanın etkisiyle yoğun bir yalnızlık duygusuna büründük. Bu boşluğu, sosyal medya ve oyunlara doldurmaya çalıştık. Bu platformları incelediğimizde özellikle çevrimiçi oyunlarda ciddi bir şiddet sarmalı söz konusu. Çocukların ve gençlerin ciddi bir kısmı kontrolsüz ve denetimsiz bir şekilde sanal oyunlar oynuyor. Bu durum kullanıcıları gerçek hayattan koparıyor. Aynı zamanda uyku ve beslenme bozukluğuna sebep oluyor. Bazı kullanıcılar; son derece uç, aykırı düşüncelere sahip gruplara katılabilmektedir.

4.Zorunlu eğitimin dezavantajları

Zorunlu eğitim oldukça uzun yılları kapsıyor. Şimdi 12 yıl zorunlu eğitim mevcut. Okumak isteyen de istemeyen de; 18 yaşına kadar bir şekilde okul yollarında yıllarını harcıyor. Belki de bazı öğrenciler istemedikleri halde okula gelmeye mecbur bırakılıyor. Zorla sınıfta idare etmek ise doğrusu pek mümkün değil. Medyada öğrencilerin öğretmenlerine saygısızlık yapan görüntüleri bizleri çok rahatsız ediyor değil mi? Bu tür saygısızlıkları yapanalr muhtemelen okula zorunlu gelen, amacı olmayan ve yaptırım olmadığı için de her türlü aşırılığı yapan bir öğrencilerdir.

Bütün bir neslin beyaz yakalı olmaya özendirilmesine........

© Risale Haber