menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Melek Hanımın Börekleri

32 0
01.04.2026

Güneydoğu illerimizin içinde olduğu Mezopotamya Ovası, bugünkü arkeolojik bilgilere göre binlerce yıllık tarihiyle, yüzlerce medeniyete mekân olmuş. Bu kadim topraklarda kimbilir nice toplumlar yaşamış, çeşitli sebeplerle göçler olmuş, bereketli toprakları ele geçirmek için savaşlar yaşanmış. Bölgenin hakimiyeti defalarca el değiştirmiş, gidenlerin yerine yenileri gelmiş. Gelenlerle toprakların eski sakinleri kaynaşmış, farklı din ve inançlara, farklı milletlere mensup ve farklı diller konuşan bu toplumlar asırlarca birarada yaşamışlar. Bu birlikte yaşama hem farklı kültür ve medeniyetlerin birbirini etkilemesini hem de farklı toplumların nesilden nesile aktarılan kültürlerini bugünlere taşımalarını netice vermiştir.

İşte Güneydoğu mutfağının hem çeşitlilik bakımından zenginliğinin hem de doyumsuz lezzetlerle yapılan yemeklerinin sırrının yukarıda bahsettiğim sebeplerden kaynaklandığını sanıyorum. Güney ve güney doğu mutfağı denince her ne kadar akla öncelikle Antep, Urfa, Maraş, Hatay ve Adana gibi vilayetlerimiz geliyor ise de bu illerimizden hiç de geri olmayan bir ilimiz daha var. Anlatacağım:

Bizim memleketimiz, zengin mutfağının başköşesinde, özellikle etli yemeklerinin unutulmaz lezzetleriyle bilinen Siirt'tir. Et en az 20-30 farklı usûlde pişirilir. Sadece patlıcandan 25 ayrı çeşit yemek yapılıyorsa
artık diğerlerini siz düşünün. İslâm medeniyetinin önemli ilim ve irfan merkezlerinden biri olan bu târihi şehir, öncesinde de köklü medeniyetlere ev sahipliği yaptığı için tevârüs ettiği mutfak kültürünün leziz yemekleri ve damak tadı bir başkadır, kendine mahsustur.

Büyüklerimizin anlattıklarıyla gidip şahit olduklarımızdan edindiğimiz kanaate göre, yöremizde konuşulan Arapça lehçesinde olduğu gibi, mutfak kültürümüz de Halep, Şam ve Beyrut gibi Orta Doğu’nun çok önemli merkezlerinin izlerini taşıyor. Yemeklerimiz yapılacak yemeğe göre kekikten naneye, kimyondan bibere, yöreye mahsus olanlar da dahil, bir çeşit baharatlarla terbiye edilir. Acısı, ekşisi ve tuzlusuyla öyle ustaca tadlandırılır ki lezzetine lezzetler katılsın. Böyle tad ve lezzetlerin tiryakileri başka yörelerin yemek kültürüne kolayca uyum sağlayamıyor.

Meselâ bir büryan namıyla bilinen meşhur kuyu kebabımız var ki dillere destandır. Bir defa yiyen tiryakisi olur. Keklik veya bıldırcın etiyle pişirilen bir perde pilâvımız, koyun etinden yapılan azıcık yağlı içli köftemiz, ateşe temas etmeden tencerenin içinde kaynatılan su buharıyla pişirilen et yemeğimiz, kaburga dolmamız, yöremize mahsus usûlde sumakla ekşitilerek yapılan sarma ve dolmalar, bumbarlar, otlu peynirler, türlü tatlı ve helvalar, börekler, köfteler, kebaplar, kelle-paçalar ve daha neler neler.

Yeni nesil genç kızlarımız ne yazık ki biraz tembel, ev ve mutfak işlerine karşı biraz ilgisiz ve gamsız, biraz da dışarının hazır yiyecekleriyle, bize göre damak tadları bozularak yetiştikleri için, yöremizin........

© Risale Haber