menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

israil İnsanlığı Öldürüyor-1

1 0
latest

Rus Edebiyatının belki de en güçlü kalemi Lev Tolstoy, “İnsan Ne ile Yaşar” isimli hikâye kitabında insan denen varlığın “insaniyet” (insanlık) özelliğine dair çarpıcı, gerçekçi ve önemli bir tespitte bulunmuştu: "Acı duyabiliyorsan canlısın. Başkalarının acısını duyuyorsan insansın." Bu tespit veciz olduğu kadar ayrıca insanî erdemleri ihtiva eden çok değerli bir sözdür.

Kur’an’da “İnsanın en güzel kıvamda yaratıldığı” (Tin/4) ve “Sonra da aşağıların aşağısına indirildiği” (Tin/5) beyan edilir. Bu “en güzel kıvam” insanın sadece sûreten (fizikî-maddî) özellikleri değildir. İnsan duygu, düşünce, idrak, iz’an, anlayış, kavrayış, hissediş, sayısız istidat ve kabiliyetleri gibi sîreten (rûhî-mânevî özellikleriyle) de bütün yaratılmışlardan daha yüksek, daha ileri, âyetin beyanıyla “ahsen-i takvim” yâni, “en üstün” vasıflarla donatılmıştır. Bu üstün varlık incelikli, derin ve kuşatıcı kavrayışıyla nice sırları anlayıp açacak, sevgi, şefkat ve merhamet duygusuyla yaşadığı yere, çevreye ve içindeki canlı ve cansız varlıklara karşı sorumluluk duyacak, yardımseverlik ve diğerkâmlıkla da zayıf, güçsüz ve muhtaçları gözeterek onlara yardım elini uzatacaktır.

Yine bu özel varlık olan insanın, “And olsun biz Âdemoğluna şan, şeref ve nimetler verdik; … ve onları yarattıklarımızın çoğundan üstün kıldık.” (İsra/70) âyetiyle de pek çok ihsan ve ikrama mazhar edilip “mükerrem”, yani üstün ve şerefli kılındığı beyan edilmiştir. Cennete lâyık özellikte yaratıldıktan sonra bir müddet orada yaşatılan insan pek çok zaafıyla, takdir edilmiş bir süreye kadar üzerinde yaşatılacağı, öleceği ve yeniden diriltileceği (Ta-Ha/55) dünyaya sınanmak (Mülk/2) için gönderilmiştir.

Sınanacak olan bu varlığa dünyada zorluklarla dolu çetin imtihan şartları hazırlanmıştır; Bu varlığın anlayışı, hisleri, istekleri, eğilimleri ve mânevî bünyesine takılmış kuvve denilen potansiyel güçleri sınırsız bırakılmıştır. Bunları nasıl, ne zaman, ne şekilde, hangi ölçüde ve ne kadar kullanacağı ilk insandan beri gönderilen öğretmen ve rehberler (nebiler) vasıtasıyla kendisine bildirilmiş, kalbine yerleştirilen insaf, vicdan ve diğer duygularıyla da hissettirilmiştir. Beled/8 ve Şems/7 âyetleri bu hususun delilleridir. Ne var ki bu imtihan şartlarında çoğu zaman insanın aklı da kalbi de sâir insânî hasletleri de tefessüh edebilmektedir. Bu durumun tabii sonucu olarak haddini aşıp kendine de başkalarına da zulüm edebilmektedir. Tarih bu zulümlerin sayılamayacak kadar şahitliğini yapmıştır ve........

© Risale Haber