Yaşar Gören Aldanıyor mu, Aldatıyor mu?
Yaşar Gören, ant-i Kamalist tavrın sosyal medyadaki en popüler temsilcisi. "Enver ve Mustafa Kemal'in Kitabı (1908-1938)" adlı üç ciltlik çalışmasıyla şöhretinin zirvesine tırmandı. Kamalizm'den canı yananların ilticagâhı oldu. Cesur duruşu, sözünü esirgemeyişi, ödediği ufak tefek bedellerle bir ânda muhafazakârların da kahramanı sırasına oturdu.
Oysa Yaşar gündelik hayatında dindar değildir, dindarlarla haşir-neşir olduğu da söylenemez. Dindarlardan gördüğü teveccühün tek sebebi var: Amansız Kamalizm düşmanlığı. Bu cihetle dindarların hissiyatına tercüman olmuş, ağız boşluklarında yutkunan dillerinin yerine konuşan dilleri olmuştu. Üstelik de bir türlü söyleyemedikleri her şeyi cesurca söylüyor, makineli tüfek gibi mütemadiyen söylüyordu; her gün, her zaman söylüyordu.
Velud bir kalem. Çoğu zaman çalakalem de olsa, velud... Zaman zaman sapla samanı karıştırması, yaşadığı mantık sakametleri, içine düştüğü kendi kendini nakz ve tezadlar kimsenin umurunda değildi. Kamal Atatürk ve Kamalizme dair söylediklerinin yanında bunlar kadı kızının kusurları kadar küçük ve değersiz kalıyordu.
Ama Yaşar'ın kabul edilebilir bir ölçüsü yoktur, mizanla başı hoş değildir. Zücaciye dükkânına dalan fil tavrının getirdiği şöhretle sermest, saldıracak yeni isimler, yeni hedefler ararken meşgul olduğu devrin en parlak siması Bediüzzaman'ı es geçemezdi. Önce "Gizli İttihatçı" dedi, sonra çıtayı yükseltip 31 Mart İsyanının bastırılmasında İttihadçıların safında yer almakla suçladı.
17 Nisan 2026'da sosyal medya sayfasında neşrettiği kısa yazı önüme düştüğünde bir taziye sebebiyle Adıyaman'da idim. Sıcağı sıcağına meşgul olamadım, olmak da istemedim. Bana kalsa Gören'i görmemeyi tercih ederim, kaale almak istemem. Ancak orta yerde Bediüzzaman'ın rehberliğinde İslâm dâvâsına gönül vermiş milyonların rencide olan hissiyatları ve hakları var.
Yaşar, bir müsveddeye çok benzeyen karalamasında Üstad Bediüzzaman'a birkaç noktadan hücum ediyor. Üstad'ın isyan eden sekiz taburu sakinleştirip........
