menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Küfür İnsanın Dengesini Bozuyor

19 1
17.01.2025

Ehl-i hakikat birinin okuduğum bir yazısında şunları ifade ediyordu. "İslâmiyet kelimesinin manasını öğrendiğim demlerde, elime 54 farz diye bir yazı geçti. Her bir maddede birkaç emir veya yasak olduğundan, ben onları madde madde yazdım. Böylece 150 maddeyi aştı. Sonra bunları yatağımın başına astım ve her tatbik ettiğim maddenin yanına, "tamam" işareti çekiyordum. Böylece, aylar geçti. Ama epeycesini işaretlemiştim. Yalan söyleme, diyor; söylemiyordum. Gıybet yapma, diyor; yapmıyordum.

Amma!

Amma birinci madde olan "Allah'a şirk koşmamak"a bir türlü tamam işareti koyamıyordum.

- Şimdi?

- Değişen bir şey yok!

- Nasıl olur?

- İnsanın sevdiği çok şey olabilir. Fakat Allah'ı en çok sevmeli. Allah'ı en çok sevdiğimiz, bütün sevdiklerimizi O'na feda etmemizle anlaşılır. Anayı, babayı, kardeşi, yâri, evladı, mevkii, makamı, serveti gerektiğinde Allah için feda edebiliyor musun?

İşte, o zaman Allah'a şirk koşmuyorsun, demektir. Yoksa bilmem gerekir ki Allah için feda edemediğimiz her şey, bizim için büyük zarardır.

Allah!

Bütün mâsivayı yaratan ve ihata eden bu kelime halledilmeden nereye gidelim ve ne yapalım?"

Cümlelerin hepsi güzel ve isabetli ama en çok da son cümle daha bir dikkatimi çekti.

Nasıldı cümle?

"Allah, bütün mâsivayı yaratan ve ihata eden bu kelime halledilmeden, nereye gidelim ve ne yapalım?"

Allah'ı anlayabileceğimiz ne kadarsa, anlamadan; yine Allah'a en kısa ve en doğru yani "efradını câmi, ağyarını mâni şekilde" tarif etmeden, zihinlerin berraklaşmadığını, doğru imana yaklaşılmadığını son haftalarda konuştuğun birkaç kişinin sözlerinden anlıyorum.

Cahiliye insanları, kendilerinin yaptıkları putların ya ilâh olduklarına ya da ilâhı temsil ettiklerine inanırlardı ve onlardan yardım isterlerdi. Yine İlâhî tebliğden uzak ülke veya devir insanları da kendi hayallerinde uydurdukları mitolojik bir takım unsurlarla oyalanır; hatta bazıları onlar adına veya uğruna birtakım ritüeller ortaya koyarlardı.

Hâlbuki bir İlâhî mesajdan geçmeyen, bir peygamber tarafından bildirilmeyen her tarif ve tefekkür, Allah'ı değil; akıl ve hayal ürünü bir şeyi ifade ediyor ve bu şeylere de tür ismi olarak 'put' deniyordu.

Birkaç kişiyle konuştum dedim ya. "Bir iğne ustasız olur mu? O hâlde her sanat, sanatkârı icab etmez mi?" cevabımız, bir arkadaşımızın dengesini bozdu.........

© Risale Haber