menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bu Fırsat Kaç/a/maz

12 10
28.01.2025

Bir öğretmen, sınıfta öğrencilerine: "Şimdi size bir yalan söyleyeceğim, asla inanmayın." diyerek öğrencilere bu yalana inanmamalarını sıkı sıkı tembihler. Sonra da "Meşhur bir sanatçı okulun bahçesinden içeri girdi ve sınıfa doğru geliyor." şeklinde yalanını söyler. Fakat öğrenciler, sıkı sıkı tembih edilmesine rağmen, söylenen haberin yalan olduğunu bile bile güya gelen meşhur sanatçıyı görmek için pencereye yönelirler. Bu sefer öğretmen, çocuklara "Çocuklar, ben size bir yalan söyleyeceğim, demiştim. Niçin pencereye koştunuz?" der. Ve ilave eder: "İşte, dünya da böyledir. Yalan olduğunu bile bile arkasından koşuyoruz, peşinden gidiyoruz."

Bunu bir yerde okuyunca, Asr-ı Saadette Hazret-i Ebubekir radıyallahu anh'ın iki çocuğun ceviz paylaşımı kavgasına getirdiği çözüm aklıma geldi. İki çocuk, bir ceviz paylaşımında anlaşamaz ve kavgaya tutuşurlar. Biz cevizi paylaşamazlar. Bunu gören Hz. Ebubekir, çocukları çağırır ve onlara, cevizi kıralım ve yarımşar olarak paylaşalım, der. Çocuklar buna razı olur. Bu sefer cevizi kırarlar ki cevizin içi boş. Yani iki çocuk boş ceviz için kavga etmektedirler.

Uğruna kavga verdiğimiz bu dünya ve içindekiler de çok iyi biliyoruz ki işte, öğretmenin söylediği yalan ve bu boş ceviz gibi çürük. Onun uğrunda kavga vermeye, darılmaya, darıltmaya değmez. Uğruna kavga verdiğin mal, dünyada kalacak ama darılttığın kalbin hesabı, devam edecek. Bir çürük ceviz için kavga vermeye değmediği gibi, içi boş bu dünya için de kavga vermeye değmez.

Son "değmez" kelimesi, Hâfız-ı Şirazi'nin "Dünya öyle bir metâ değil ki bir nizaya değsin." cümlesini hatırlattı bu fakire. Üstad bu cümleyle hem Hâfız-ı Şirazi'yi özetliyor hem de bu cümleyi çok ehemmiyetli bir derse medar yapıyor. Koca bir dünya, bir nizaya yani "Bu dünya senin mi benim mi?" itirazına değmezse; beş paraya değmeyen fâni, zail, muvakkat, ehemmiyetsiz umur-u dünyeviye (dünyanın basit işleri) bir nizaya değer mi? Bu niza belki "sarhoş, divane ve bir buz parçasına elmas fiyatı veren Yahudi cevhercisi" veya "güya ebedî dünyada durup ebedî beraber kalacak gibi" ölümünü ve sonrasını hiç hatırına getirmeyen biri için değer. Ama aklı başında kalbi yerinde bulunan bir mü'min için değmez. Hem de ona yakışmaz.

Aklı başında olmak ne kadar esaslı bir hakikat değil mi? Akıl, başka nerede olabilir ki? Mesela aklı hep topta olanlar da var. Ya da midesinde. Ya aklını sadece kasaya, masaya bağlayanlara ne demeli? Bu kadar değerli bir cevheri israf etmek olmaz mı? Yani, altından bir çekicin var. Sen o çekiç ile taş yontuyorsun. Evet, belki her vuruşunda zahiren bir şey kazanıyorsun ama........

© Risale Haber