menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Katre-Reşha-Zühre Bahsinin Şerhi-12

31 0
05.05.2026

Esmaü’l-Hüsna ve İnsanın Kemal Yolculuğu

Reşha-i Kalbin Hakikat Yolculuğu-1

Bediüzzaman kalbin yolculuğunu izaha şöyle başlar: “İşte, Reşha-misal üçüncü arkadaşınız ki, hem fakirdir, hem renksizdir. Güneşin hararetiyle çabuk tebahhur eder, enâniyetini bırakır, buhara biner, havaya çıkar. İçindeki madde-i kesife, nâr-ı aşk ile ateş alır, ziya ile nura döner. O ziyanın cilvelerinden gelen bir şuaa yapışır, yanaşır.”

[Reşha-yı kalb, zühre-i nefs gibi değildir; rengi yoktur ki, onunla görünsün. Hem fakr u ihtiyaç içindedir, katre gibi donuk ve soğuk değildir. Reşhanın mutlak ihtiyacı Onu güneşe cezbeden sırrıdır. İnsan kalbi, fakr-ı mutlak ile ayine-i Samed’dir. Potansiyelindeki aşkın zâtîliği ve Bir’e odaklı hakikati ve Bir’e tutunabilen sırrı gereği doğrudan Cenab-ı Hakk’ın Zâtına müteveccihtir. Onun merhametini kendine cezbetmek için halden hale girer. Aşk yolu çile yolu olduğundan başına gelen ve aczi yaşatan musibetler reşhanın buharlaşmasına, dünyayla bağının kopmasına sebep olur. Dünyanın çirkin ve elemli, kederli ve zahmetli yüzünü görüp tiksinerek dünya hayatının cazibesinden kurtulur. Enâniyetin verdiği dünyevi nazarı kırılır, musibet ve sıkıntıların verdiği çaresizliği içinde ubudiyet nurlarına erişir. Kısa zamanda su buharı gibi teali eder, Misal Âlemi’ne yükselir. İçindeki dünyeviliğe ait eski birikimler olan madde-i kesîfe zikr-i İlahinin kudsiyet ateşiyle ve marifetullahın külliyet nuruyla tutuşur. Bu süreçle Reşha, su sızıntısı mahiyetinden önce su buharına, akabinde de su buharından ışığa dönüşür. Yani insan kalbi, marifetullah nuru ve muhabbetullah hararetiyle ışıyan ve ısınan bir ocak, bir ateş, bir ziya ve bir şua haline gelir. Şems-i Hakikat’in şuaları olan Esmaü’l-Hüsna’dan Kayyum ve Samed isimlerinin bir cilvesi, insanlık dünyasında bir şuaı seviyesine yükselir. Zât-ı Akdes’e mutlak bir aşk ile, mutlak bir teveccüh yapar. Mevlana Cami gibi “Bir’i bilir, Bir’i görür, Bir’i ister, Bir’i söyler…” Bu süreçle Reşha, Güneş’e, Kendi makam-ı Zâtîsinde, mutlak ihtişamı ve nihayetsiz inayeti ile muhatap olacak seviyeyi elde eder.]

“Ey Reşha-misal! Madem doğrudan doğruya güneşe âyinedarlık ediyorsun.”

[Kalb, Kayyum ismine mazhar hisleri ve aşkı, Rabb ismine mazhar irfanı ve akl-ı uhrevisiyle, Samediyete aynadır; doğrudan doğuya Zât-ı Akdes’in kıyamıyla mevcuddur. Bu sırdan dolayı Zât-ı Akdes’in ayine-i Samedânîsidir. Perdesiz şekilde Onun kelamı ve iradesiyle muhataptır.]

“Sen hangi mertebede bulunursan bulun, ayn-ı şemse karşı, aynelyakîn bir tarzda, safi bakılacak bir delik, bir pencere bulursun.”

[ Burada bahsedilen delik ve pencere tevhid-i hakikiyi işleyen 22. Söz’de zerreler üzerinden beyan edilir.

*Her bir zerrenin acz-ı mutlakıyla pek büyük ve çeşit çeşit vazifeleri kaldırması Kadîr-i Mutlak’ın varlığının zaruriliğini,

*Hem herbir zerrenin kâinattaki umumi nizamla hareketlerinin uyum içinde olması da Cenab-ı Hakk’ın vahdetini ve yaratılış âlemini vahdet sikkesiyle yekpare haline getirmesini gösteren iki “delik” tir.

-Her bir zerrenin girdiği her canlı bünyesinde sayısız ilişki ağlarından kusursuz işlemesindeki külli şuur,

-Hem her zerrenin her bir canlının bünyesine girip oradaki sanatlı yapıya adapte olabilir yapısındaki külliyet-i san’at,

-Hem her bir zerrenin her bir canlıya ait program ve özelliklere uygun hareket eden yapısında görülen külliyet-i ilim ve hikmet Cenab-ı Hakk’a açılan üç “pencere” dir.

Reşha-yı kalb, baktığı her zerrede bu manaları okuduğu ve gördüğü gibi, zerrelerden mürekkep her bir canlıda, canlıların teşkil ettiği her bir türde, canlılar arası ilişkilerden müteşekkil ekoloji gömleğinde, daha ötede arz ve sema diyaloğunda, güneş-dünya-ay ilişki ağında ve daha ötede güneş sistemi-Samanyolu........

© Risale Haber