menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İlim ve Nur İlişkisi-1

32 0
01.03.2026

Soru: Nûr nedir ki, ruhu böyle heyecanlandırıyor? Hem nura ermek ne demektir?

Cevap: Nur, ayın yüzeyinin güneşin ışığıyla karanlıklardan tamamen kurtulup gümüş gibi parlaması ve o parlaklığın etrafa yayılması manasında Kur’anda kullanılır.[1] Bu aydınlık, her şeyi olduğu gibi göstermekle kişideki korkuları azaltır. Ruh için, geçmiş zaman önemli değildir. Geçmişe açık ve âşık olan, kalptir. Ruhun gözü, gelecek zaman ve bu andadır. Ruhun bütün arayışı, emniyettir. Kalbin selamet arayışı gibi… Kalb, itminan istediği gibi ruh da, sükûnet, sekînet ve istirahat ister. Ruhun geçmişten korkusu yoktur. Zaten geçmişten değil de gelecekten korkulur. Ruhun yüzü istikbale açıktır; gelecek zamanın endişeleri onu ezer, kanatlarını kırar, ona rahat bir nefes aldırmaz. Gelecek zaman, ruh için zifirî karanlıktır. Geleceğin ana hatları ile ona belirginleşmesi, netleşmesi o ruh için emniyete sebep olacak tek çâredir. İşte bu noktada gelecek zamanın her canlı için belirgin, ana hatlarıyla çizilmiş, hatta detaylarıyla planlı olduğunu kişiye bildiren sır, Allah’a iman, Onun ilmine iman, Onun hikmetinin kulun “hayrı” na çizdiği kadere imandır. Her çekirdekteki program, her yumurtadaki genetik yapı, o çekirdek ve yumurtanın ölüm ânına kadarki hayatının belirlenmiş olduğunu bildiriyor.

Mesela 10.000 sene evvel var olan bir çekirdek ve tavuk yumurtasını baz alırsak, o çekirdek ve tavuk yumurtasından çıkacak ağaç ve kuş için, gelecek zaman belirgin değil gözükse de aslında hakikatte belirgindir. Onları programlayan, onların hem iç dizaynını hem dış dünya ile bağlarını planlayıp, programlayıp onları çekirdek ve yumurta yapıyor. Hem o çekirdekten çıkan ağaç ve onun ölene kadarki hayatı, hem şimdiki zamana kadar devam eden nesli; hem o yumurtadan çıkan tavuk ve onun hayatı, yiyecekleri, dış dünyayla ilişkisi ve devam eden nesli gösterir ki, sadece onun için değil ondan çıkan ve çıkacak olan nesil için de gelecek zamanın belirgin olduğunu gösteriyor.

Hayvanlar ve bitkiler, geçmişin neticesi ve geleceğin başlangıcı olan bu ânı yaşıyorlar. Bunu maddi bir zevk ve lezzetle hissediyorlar. Potansiyelleriyle mâzi-müstakbelle bağlı olsalar da bunu hissetmiyorlar. Oysa insanın akıl ve şuuru, çeşit çeşit duyguları ve arzuları onun için zamanın kanatlarını açıyor; kendi geçmişini yüzlerce kez güncelleşmekle mânen yaşattığı gibi bütün geçmiş zamanın genetiğini taşıyan kalp ve ruhu, insanlığın ve kâinatın geçmişini merakla okuması, araştırması ile de bütün mâziyi ona manen yaşattırıyor. Öyle ki, derin tefekkürleri ve kudsî marifetleriyle uyanan duygularına geçmişin arşivleri rüyalarda ve rü’yetlerde açılır ve........

© Risale Haber