menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Maddede ve manada 7 mühür

18 0
13.05.2026

​7’ler tevafuku, rakamların manada yolculuğuna işaretlerdir. Kâinat kitabının her sayfasına vurulmuş birer “Vahdet Mührü “dür. Kudret kalemi, en küçük birim olan zerreyi hangi nizamla yazmışsa; dimağı, güneşi ve semavatı da aynı yedi basamaklı mühürle imzalamıştır.

​Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin “Anatomi (teşrih) ilmi, insanın kendini bilmesinin anahtarı olup, bu da Rabbini tanımanın anahtarıdır” düsturu, zerrenin kalbinde tecelli eder. Bir atomun anatomisini bilmek, “Bismillah”ın madde üzerindeki hecelenişini görmektir.

Kuantum Mekaniği, atomun çekirdeği etrafındaki elektronların rastgele değil, tam yedi ana enerji seviyesinde katmanda dizildiğini söyler. Bu katmanlar fenni literatürde K, L, M, N, O, P, Q harfleriyle temsil edilir.

Bir elektron merdiven çıkar gibi en içteki K katmanından en dıştaki Q katmanına kadar yedi basamak yükselir.

Her katman formüllerle belirlenmiş kesin bir kapasiteyle çalışır. Bu öyle bir nizamdır ki; dördüncü katman (N) dolmadan beşinciye (O) geçilmez. Bu durum, zerrenin içinde tesadüfe yer olmadığının, her bir parçacığın ilahi bir mizanla koşturulduğunun ispatıdır.

​En basit ve tek elektronlu olan Hidrojen atomu, bu nizamın en saf delilidir. Hidrojende tek bir elektron bulunmasına rağmen, atomun anatomisinde yedi katmanlı potansiyel olarak her an mevcuttur.

Güneş, esbab dairesinde bir Hidrojen kütlesidir. Güneşin kalbinde ihata edilemez bir basınçla hidrojen atomları helyuma dönüşürken madde enerjiye inkılap eder.

​Güneşin merkezindeki enerji, hidrojenin o tek elektronunu alt katmanlardan üst katmanlara 7. Katmana kadar fırlatır.

​Elektron, fıtri bir teslimiyetle eski makamına dönerken o yedi basamaklık farkı ışık olarak dışarı salar. Yedi basamaklı anatomik merdiven, güneşin yanması ve nura inkılabına vesiledir. Güneşin “lamba” olarak hizmet görmesi, hidrojenin atomik bir emirle bu yedi katmanda secde etmesine bağlıdır.

Risale-i Nur’dan:

Hadîs olarak işitiliyor: “Her akşamda güneş arşa gider, secde eder. İzin alıyor, sonra geliyor.” Evet şemse müekkel olan melek; ismi şems, misali de şemstir. Odur gider, gelir. (Muhâkemat 60.sh)

​Bu iki hakikat arasındaki münasebeti, esbabın arkasındaki şuur ve memuriyet boyutunu düşünürsek; elektronun atom içindeki “mikro secdesi” ile koca güneşin Arş altındaki “makro secdesi” birbirini teyid eden iki harika delil hükmündedir.

Elektronun fıtri bir teslimiyetle yedi basamaklı merdiveni inip çıkarken dışarıya “nur” saçması, aslında maddenin en küçük biriminin lisan-ı haliyle ettiği bir ibadettir. Ancak bu muazzam nizamın bir de melekût ciheti vardır ki; fen de “enerji sıçraması” dediği şey, hakikatte atomik bir itaat tir.

Zerrede, Hidrojenin o tek elektronu, dışarıdan aldığı emirle yedi katmanlı anatomik basamaklarda koşturularak "nur" üretmeye memur edilmiştir. Elektronun üst katmana çıkışı bir "miraç", fıtri makamına dönüşü ise nur saçan bir "secdedir."

​Kürede Güneş, o yedi katmanlı atomik nizamıyla dünyayı aydınlatırken; ona müekkel olan melek de her an Arş’ın altında “Bismillah” diyerek izin almakta ve o devasa kütleyi bir “vazifeşinas memur” vakarında döndürmektedir.

​Güneşin bir "lamba" olarak hizmet görmesi, hidrojenin atomik bir emirle bu yedi katmanda secde etmesine; güneşin bir "memur" olarak intizamla dönmesi ise ona müekkel olan meleğin Arş altındaki secdesine bağlanır. Bu durum sarsılmaz bir vakarla ispat eder ki; elektronu yedi yörüngede döndüren kudret ile, koca güneş kütlesini Arş altında secdeye sevk eden irade aynıdır.

​Ancak elektron o yüksek enerji seviyesinde üst katmanlarda kararlı kalamaz. Oraya sadece bir vazife için çıkmıştır. Kendi fıtri makamına geri dönerken, o yedi basamaklı merdiven arasındaki enerji farkını dışarıya ışık parçacığı olarak salar.

​Bizim “nur” veya “renk” olarak gördüğümüz her şey, aslında elektronun o katmanlar arasındaki “teslimiyet........

© Risale Haber