menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Düşünce iklimi-23

17 0
20.05.2026

Kumarın artışı boşanmaları da beraberinde getiriyor
Yasal olsun veya olmasın, sanal olsun veya gerçek olsun kumarın her türlüsü inancımıza göre yasaklanmış, örf ve geleneklerimizce de hoş karşılanmayan, temel ahlaki değerleri yıkan bir illettir. Bu illet bir bağımlılıktır, bağımlılık neticede psikolojik bir hastalık sayılır. Bu hastalığa düşen birisi içinden çıkmıyorsa mutlaka en başta ailesinden daha sonra tıbbi veya sosyal bir destek alması gerekmektedir. Maalesef, bazen kanserli hastalıklardan bir kısmı nasıl ki iyileştikten sonra tekrar yeniden nüksedebiliyorsa kumar alışkanlığı da değişik zamanlarda kesin tedavi edilmezse yeniden ortaya çıkabiliyor. Kumar kişinin ekonomik gücünü ve elindeki ne var ne yok hepsini bitiren bir kemirgen gibidir. Sadece kendine zarar vermeyip bakmakla yükümlü olduğu kişileri de tehlikeye atar. Kumar ekonomileri yıkmakla kalmaz, yuvaları da sarsar ve sonuçta onarılması güç hasarlar meydana getirerek yuvaları yıkmaya kadar gider. Aile bireyleri içerisinde birisinin kumar oynaması hem ailede güveni sarsar hem de ailenin devamını ve geleceğini zora sokar. Özellikle evi geçindirmekle sorumlu olan aile reislerinin bu konuda çok dikkatli olması gerekmektedir. Özellikle bu gibi durumlarda başta anneler ve çocuklar madden ve manen çok yıpranmaktadırlar. Bu işin sonucu boşanmalara kadar gitmektedir. Boşanma ile çocukların yaşayacağı travmaları tahmin etmek bile zor. Boşanma olmasa bile maddeten yıkılan ve borç batağına saplanan erkek bundan sonrası unutmak ve ruhunu uyuşturmak için madde bağımlılığına müptela olabilmektedir.

Allah muhafaza eylesin, sağdan soldan, haberlerden veya sosyal medyadan duyduklarımız ve gördüklerimizi alt alta koyduğumuzda toplum olarak kumar ve madde bağımlılığının meydana getireceği olumsuzlukları tedavi etmek gün geçtikçe zorlaşmaktadır. Bu problemin en iyi çaresi inanç ve toplumsal değerlere sıkı sıkıya sarılmak ve sahip çıkmaktır. Tek başına olmak, kendini toplumdan soyutlamak, ferdi hareket etmek bu devirde kardan çok zara getirir. Bunun yerine cemaatle hareket ederek ahlaki ve toplumsal değerlerin aşınması engellenmiş olacaktır. İnsan kendi nefsiyle baş başa kaldığında bazen problemlerin üstesinden gelemeyebilir, sürekli bir pota veya havuz içerinde olunca hata yapma riskiniz en aza indirgenecektir. Boşanmanın nedenlerini burada uzun uzadıya izah etmek zor ve zaman alır. Sadece içinde bulunduğumuz devirde aile yapısına en zararlı düşmanın madde bağımlılığı ve kumarın olduğunu söylemek mümkündür.

Şunu ifade etmekte yarar var; son zamanlarda boşanmayla birlikte ayrılmanın verdiği haz topluma anlatılıyor, adeta “ayrıldım, boşandım tatile çıktım” diyorlar. Reyting uğruna yapılan dizi ve programların ne kadar tehlikeli oldukları orta yerdedir. Topluma örnek olacak ünlü kişiler milletin gözü önünde mahkeme kapılarında “biz ayrıldık ama yine beraberiz” diyerek çocuklarının ve milletin gözü önünde yalan söylemekten utanmıyorlar. 2024 yılında evlenenlerin 8’i boşanmış iken 2025 yılında bu oran H’e çıkmış durumdadır bu da meselenin ne kadar........

© Risale Haber