Pirinç Kavanozu Tuzağı
Bir fare, pirinç dolu bir kavanoza düşer, bu beklenmedik bir ziyafettir onun için artık ve azık aramaya, orada burada koşturmaya gerek de yoktur hani. Öyle ya böylelerine otur oturduğun yerde derler, ne güzel işte pirinç dolu bir kavanoz içindesin. Ye, iç, yat ve sadece bu döngüyü tekrarla. Aslında ilk sıçrayış fareyi bu kısır döngüden kurtarabilir ama fareye göre buna ne gerek vardır ki ne de olsa kavanozun kenarı yakındır ve elini attığı her yerde de yemek vardır.
Günler geçer, kavanozdaki pirinç azalır, kavanoz derinleşir pirinç azalır ve kavanozdan çıkmak için da zıplamak oldukça zorlaşır, fare bunu fark eder, eder ama içinde bulunduğu bu gerçeği görmeyi pek de istemez. Günler, öğünler gelip geçer, farenin keyfi yerindedir, ne de olsa koşturmamakta, bir eli yağda bir eli balda, yattığı yerden pirinçler ağzına dolmaktadır.
Ancak kaçınılmaz son gelmiştir ve bir gün kavanoz boşalır, pirinç biter… Duvarlar kavanozdan çıkabilmek için artık çok yüksektir, pürüzsüzdür, tutunacak yer de........
