Sırr-ı Vahdet İle Nazar
Hilkat şeceresinin sultanı Rahman’ı bir bilmek, vahdet-i ilahiyeyi aynelyakîn temaşa edebilmek için kâinatın mecmuunda tecelli eden birlik mührünü görebilmek gerekmektedir. Halık’ın birliğine intikal için kâinata nasıl bakılması gerektiğini ifade eden ‘Sırr-ı Vahdet’, tevhid-i hakiki olan hâli ve şuhudî bir tevhide vuslat için elzem olduğu düşünülmektedir.
Tevhid; “birsin ve teksin, eşsiz ve benzersizsin, şeriklere ve vekillere ihtiyaçtan münezzehsin Allah’ım” manalarını tazammun etmektedir. Âlem çarşısının her tarafında temaşa edilen birlik mührünü görememek, san’atlı eserleri tesadüflere yahut sebeplere havale etmek şirk ile ifade edilmektedir.
Kâinata ‘Sırr-ı Vahdet’ dürbünü ile yani birlik sırrı ile bakılmadığında, âlemin inşasında istihdam ve istimal edilen unsurlar fail oldukları zannedilmekte, yani ilim, irade, kudret gibi sıfatların sahibi olarak görülmekte, Sani’-i Âlem inkâr edilmekte yahut mahlukatın hilkatinde bulunan maksatlar gizlenmekte, her şey abesiyete inkılap etmektedir.
Cüz’de, yani parçada görülen ve küll’e yani bütüne ait delilleri fark edememek tevhid-i hakikiye ermeyi engellemekte, sadece lisana mahsus amiyâne bir tevhid mertebesi ile iktifa edilmektedir.
Evet ait olduğu bedenden ayrılmış, tek başına kalmış bir uzvun değerini büyük ölçüde yitirmesi misali, âleme vahdet sırrı ile bakamamak mahlûkatın kıymetini tenzil etmekte, belki de sukutuna sebebiyet vermektedir.
Varlığa ‘Sırr-ı Vahdet’ ile........
© Risale Haber
